Yaklaşan son durağı
Hiçlerle heba edilmiş ömür otobüsünün
Eğelemekten dişleri kalmadı artık
Hayatımızın çelikten törpüsünün
Hatırlıyorum.
Ağustoslarda üşüyüp titrerdik..
Kovalamayin beni yataga
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
Devamını Oku
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
şeker kardeş hiç tanışmamış hiç görüşmemiş olmamıza rağmenPARALEL HAYATLAR YAŞAMIŞ olduğumuzun altını çizer şiiri sanki bana yazmış beni anlatmış gibi kendimi bulduğum çok beğendiğim bir şiir olmuş
Karamsarlığın kimseye faydası olmadığı gibi hem kendinizin hem de çevrenizdeki insanların pozitif enerjilerini kıracağınızı unutmammanızı tavsiye eder bu konuda size ' OLUMLU DÜŞÜNMENİN GÜCÜ ' adlı Vincent Peale isimli bir Rahip olan Türkçeye çevrilmiş kitabi okumanızı tavsiye ederim
Şiirinize gelecek olursak hayatta en güzel şey çocuk olmak ve çocuk ça kalıp yetişkin olabilmektir çocukluk yaşayamamış , hayallerinizle buluşamamış , sevdanıza kavuşamamış yollarınız en basit en anlamsız- gereksiz ayrıntılar yüzünden anlık öfekelerden belki sevda çiçeğini başka yerlerde aramış olabilirsiniz ( yada sevdalınız ) . Rahat yüzü görmemiş , hiç paranız olmamış , öksüz ve yetim de kalmış olsanız , sevda acılarının tarifi olmaz bunu yaşamasın kimse ama tarif edilemeyen sevda yarası belki ihaneeet!!! belki geçici renk körlüğü belki yanlış zamanda yanlış yerde olmanın sancısından olsa gerek SADIK YARE kavuşma hevesi Aşık Veysel gibi ..... DUUUUUUUUURRRRRRR bırakırsan şimdi kendini birdaha geri dönüşü yok biliyorsun kabre girdinmi ; denizden gelen o tatlı esintiyi hissedemeyecek , yağmur taneleri düşmeyecek tenine , sarılmayacak hiç kimse sana ve sen kollarında büyütemeyeceksin sevdanı, KADEH te ŞARAP ta OLMAYACAK PAYLAŞACAĞIN iyi ve kötü herşeyi , Bulamayacaksın YASLANACAK BİR AĞAÇ , TUTUNACAK BİR DAL . Koy kendini musalla taşına ; seni yıkayanları , ağlayanları , gülenleri , üzerine toprak serpmekte biribiriyle yarışanları ...... ve Düşün YAŞASAYDIN O HAYAL diyerek aslında boş verdiğin ama SAMİMİYETLE ÇABA GÖSTERMEDİĞİN YARINLARINI ....
UNUTMA ki HATIRA dediğin HERŞEY SEN ÖLÜNCE SENİNLE TOPRAĞA GİRER
Ömrünün sonbaharını yaza çevirmek te kışa çevirmekte SENİN ELLERİNDE
SEN İSTEMEDİKÇE HİÇ BİR GÜÇ SANA CEPHE ALAMAYACAK , BAŞARILI MUTLU VE UMUTLU OLURSAN VE BÖYLE DÜŞÜNÜRSEN DE BÖYLE YAŞARSIN
SAYGILARIMLA .....
Değerli Mustafa Şekerci sevgili Filzi Kılınç ikimizinde ortak kardeşi o yüreği sevgi dolu can bir kız hayata öyle pozitif ışık veriyorki ışığıyla hep aydınlatıyor.
Sizin serzenişinizde anlıyorum beceremedim diye bir şey yok hayatta yaşam her bitişin yeni bir başlangıcıdır yarın bize hayat neler getirecek kimbilebilir öyle süprizler çıkarki karşımıza şimdiye kadar yaşamadığımız koca hayatı kısa bir süreye sığdırır öyle bir tad alırızki belki geriye bile dönüp bakmayız hayat süprizlerle dolu yeterki siz umudunuzu kaybetmeyin
size tavsiyem ümitlerin donduğu yerden bir değişim yakalayıp yeni ufuklara yelken açıp yaşamın başka bir penceresinden yine aynı yöne doğru bakın
bak ne güzellikler göreceksiniz
sevgiyle kalın selamlarımla
bizim dönemimizde kaç kişinin çocuk gibi çocukluğu oldu ki, uçurtma ben de uçuramadım. bana gülerlerdi. ama gider asarcık oynardık. taşları yıkmasını en iyi ben başarırdım. benimle oynayanları eşek yapar sırtlarına biner kendimi gezdirirdim. oyunun kuralı böyleydi. Mustafa dedim mi dedemle ağabeyim gelir aklıma çok aksidiler. dedem her gün birileriyle kavga etmezse yaşayamazdı. bir gün tarlaya ikimiz iş yapmaya gitmiştik. bana başladı mırıldanmaya.komşu tarlada da benim sevdiğim kız çalışıyordu. tabi dedmin bana çekiştiğini duyuyorlar ve bana gülümsüytorlardı. dedeme:'dede, bana çekişeceksen alçak sesle çekiş, ben yüksek sestewn korkmuyorum!' dedim. adam anladı ve sustu. ölürken bana oğlum bana karşı gelmeyen bu evde tek sen varsın. ama sende yüksek sesten korkmuyordun dedi. onu hiç unutmam. ağabeyim de Mustafa o da beni Bulgaristandan ellerime kelepçe vurdurup sınır duışı ettirdi. ama senin soyadın Şekerci sayın dostum. aslında benim Mustafgalarım gibi inatçı olmalısın.kime darılıyorsun. neyi beceremiyorsun. Filiz Kılınç'a yazdığın şiiri bir defa daha oku. 'Fahriye abla' yı yanına oturtsak çok cılız kalır. ben senin çok şiirlerini okudum. beceremedim diye kendine hakaret ediyorsun. eğer antolojiye almaları, populer olmaları ölcü belledinse işte orada yanılıyorsun. anlaşılıyorki antolojide benim okuduğum en güzel şiirler sekiz on yorumdan fazla yorum almamışlardır. neden onlar şiir yazıyor, diğerleri ise yorum ne kadar çok ki,şiye yorum yazarsan okadar çok yorum yazarlar.
inadı bırak. bizim şiirlerimizi getir yerine as. onlar senin olmaktan çıkmışlardı. halkın malı olmuştu o şiirler. filiz kılıncı seviyorsan şiirlerini geri getir. o kızı ben de tanırım. şiiri olmayan adamı sevmez. o kız şiirlere aşık bir kız. insanlarını sesini ancak şiirlerin sesinden alır.,şiirlerin sesine kulak çevirir. benim bildiğim Mustafalar inatçıdır hiç bir sebep omasa bile inadına sitede kalmanı tavsiye ederim.
en içten sevgi ve saygılarımla:
rr.akdora
ARYA...
Gidiyorum ya..
Köşe başlarında vurulurken umutlarım.
Kör kurşunlara gelirken bile acımamıştı böyle canım.
Düşlerim bir amansız kasırgada savrulmada.
Canımdan vazgeçtim
Vazgeçtim ARYA..
Vazgeçtim ya..
Sevdalarım kahpece vurulmada..
değerli üstadım inanın bu şiir tam bir final niteliğinde olup derin anlamlı hoş bir çalışma olmuş
şiirinize candan tebrikler sizede çalışmalarınızda başarılar diler saygılar sunarım
Öyle anlaşılıyorki sayın mustafa şekerci oldukça yoğun bir çıkmaza girme duyusu yaşıyor.Bu durum zaman zaman hemen herkesi yakalayıverir olmadık anlarda.Sebebsiz değildir elbette ancak inanın sebebsiz olduğu da çokça görülmüştür.
Şimdi bizim burada sorunumuz bence gerçek lisanı değil,şiir lisanını ön planda tutmamızdan kaynaklanıyor.Sanıyoruz ki örneğin abdurrahim kahraman şiir gibi adamadır:))) oysa alakası yoktur.Kaba saba,küfürbaz,yeri geldiğinde oldukça geçimsiz işte öyle herkes gibi bir adam.Dikkat edin lütfen burada ki hayal kırıklıklarına özellikle dikkat çekmek istiyorum.Bizler burada şiir yazmanın haricinde dostluklar ve arkadaşlıklarda tesis etme gibi bir yolada giriyoruz.Her yüzümüze gülen her şiirimize harika olmuş kutlarım diyeni sazan gibi atlayıp dost edinmeye çalışıyoruz sanki sanal bir ortam değil de mahallemizde kasabamızdaymışçasına.Üstelik bu alemde maskelerin kolay kolay düşmeyeceğini hiç hesaba katmadan.Şimdi soruyorum size böyle bir ortamda tanışıp ta birbirini arayıp bulan,dostum diye sarıldığının ayı mı kurt mu olduğunu görebilen kaç insan vardır.
Buradaki şiirsel,abartılı,asılsız hitaplardan gına geldi.Ben de yaklaşık bir ay kadar önce gittim buradan.Ancak gerçek bir dostumun ricasını kıramayıp sadece ve sadece 10 günlüğüne şiirlerimi aktifledim.Yani15 mayıstan sonra tamamen gideceğim ancaaakkkk
Kimseye kırgın değilim çünki bu eğer bir oyunidi ise hepberaber oynadık ve ben sıkıldım gidiyorum.Mustafa beyle ayrıldığımız nokta onun ümit ederimki bu depresif boşluktan bir an evvel kurtulup gidecekse de sağlıklı bir şekilde gitmesi ya da ki en çok bunu yapmasını isterim dönüp o güzel şiirlerini yazmaya devam ederek geçmişin küllerini deşeleyip mutsuz olmaktansa,geleceğe daha bir umutlu,daha bir güvenle bakarak ayakları üstünde kalmaya inat ederek yazmaya devam etmesi.
Sevgili kardeşim kusuruma bakmasın ama gerek şiiri gerekse şiirin altındaki hikayesi oldukça ironi yüklü geldi bana.Zira hakvermelidir ki her insanın bir hikayesi vardır o bakımdan ben bu veda şiirini biraz arabesk buldum.Fiiz KILINÇ kötü miras bırakılmış bir küçük kız gibi kaldı şimdi.:)) Bu yöntem de yanlış idi mustafa bey.İyi kötü şiirler yazdığınız,şiirsel paylaşımlarda bulunduğunuz birçok dost edindiğiniz bu ortamdan giderken bence genel bir eyvallah almanız daha şık düşerdi.Ancak haltiruhiyenizin oldukça bozuk olduğunu görüyor ve hakvermiyorda değilim ama sanırım biraz suhunete kavuştuktan sonra bu şiiri Filiz KILINÇ a ithaf eder ve diğer şiirlerinizle birlikte bir armoninin içinde değerlendirirsiniz.
Şiirleriniz okuyan,beğenen,belki de hiç tanımadığınız biri olarak yazdıklarıma ,bir ağabeyin
belki sert ancak iyiniyetli yaklaşımları olarak bakmanızı diler size sağlık,mutluluk ve ışık dilerim sevgili Mustafa Şekerci kardeşim.
Merhaba Üstadım,
Sevgili Dost, güzel İnsan FİLİZ KILINÇ'a (ARYA) hitaben yazdıklarınız eşsiz güzellikte ve çok manidar ifadeler.
Sizi çok iyi anladığımı bilmenizi istiyor, Bu Usta kalemin susmamasını diliyor ve durumu yeniden gözden geçirerek kalmanızı rica ediyorum.
Hepimiz birşeyler yaşadık, yaşıyoruz ancak biliyoruz ki; daha yaşayacaklarımız da var.
Güzel yüreğinizden gelen, güzel şiirlerinizde buluşmak ve paylaşmak ümidiyle.
Tam puan selam ve saygılarımla.
harikaydı tek kelimeyle....kalmak ve direnmek daha iyi olurdu bence....saygılar
Gitmek...
buna şiirde dinginleşme veya dinlenme süreci diyorsa üstad amenna... bazan içe dönük ve belki iki adım geride durmak gerekir. gerekliyse eyvallah... bende şiirsiz soluk almayı deneyeceğim bir zaman (nasıl olacaksa)
ancak; üstad eğerki aymazlıklardan, yüzsüzlüklerden ihanetlerdense ki böyle gördüm şiirinden kalkan tozların okura yansımasını, o zamana yanlış be üstad, yanlış...
eylüllere direnen ve martlara eylüllere rağman kalabilen bir yürek ve helede bu isyanı şiire döken bir şair gidemez... direç var olmanın adıdır. kavga onurdur hayına karşı...
dahası eğer gidiş hem şiirden hem yaşamdansa bu da olmaz... bir şaire yakışmaz...
şiir dolu dolu hesap soran isyan eden yer yer yardım isteyen tonlarla dizilmiş. ustaca. ama benim şiirin finalinden algıladığım ve hikayesine de baktığımda yüreğim sıkıntı duydu...
her zorda idecekmiyiz şair... eğer antolojiden gidiyorsan, bekle bende hazırlayayım valizimi, geçerken beni de al duraktan... ilk molada lanet okur küfür ederiz hayına, namussuza, ve zalime.. bak o zaman nasılda dağlar yücelir yollar genişler.
isyanlar aynı aslında sıkıntılar aynı...
ama gidiş ne yöne üstad varış ne yöne...
sen ki şairsin.. sen şiiri bırakacaksın da şiir seni bırakırmı üstad... şiir üşür kalem donar sonra...
gitme desem, gideceksen yine de
kal demeyeceğim belki ama şiirini öksüz koma derim sadece...
bil ki şiir ardından gelecektir, var olduğun sürece...
son kez...
bu isyanı hisseden bu şiiri yazan bir şair şiiri bırakıp gitmemeli... hemde ne acıları geride bıraktıktan sonra...
eyvallah üstad...
Mustafa ÜNVER
Sevgili dost; bu çekiş gidiş nereye?, Nereye bu yolculuk? Karabasanların, vıcık vıcık hainlik kokan sokakların, zifiri karanlıklarına mkı terk ediyorsun Arya'nı, Arya'mızı ve hem de en son Arya'mızı. Sen son nedir bilir misin? Sonun, sonu sonsuzluktur ey dost!. Sonsuzluk, kara bir delik, dibi görünmeyen, hangi bilinmeyenlere gittiği belli olmayan karanlık gidişin, karanlık bilinmeyeni... Belki; yengeçlerin düz gidemediği ortamlarda, tahta kurularını, keneleri kutlamamız mı gerekecek? Yoksa karabasanların yanında, iç içe, koyun koyuna, sarmal bir yaşam mı süreceğiz? Giderken, yanında neleri götrüdün, kimleri götürdün, o bilinmez ama; giderken, arkanda kimleri bıraktın hiç biliyor musun? Bindiğin sal mıdır, taka mı, denizaltı mı bilmem ama, hangi engin denizlere açıldı isen, aynı rotada, aynı noktaya yolculuklar her zaman mümkündür ve olmalıdır. Her gidişin bir sebebi olduğu gibi, her dönüşün de bir veya bir kaç sebebi vardır. Sen ce dönüş için hiç bir sebep kalmadı mı? Geride bıraktıkların, yanında götürdüklerinden daha mı az değerli? Bırakılan mektuplar, yazılan şiirler, haklılığının kanıtı olsa da; gidişinin nedeni asla değildir. Hangi sebeple gittiysen, sevgili dost, o nedenle de geri dönmelisin. Geri dönmelisin ki; bizi tahtakurularını, sivrisinekleri alkışlamaktan alı koyasın. Biz artık karabasanlarla sarmal uykudan uyanmak istiyoruz. Ve bu arenada, yerini almanı ve mücadeleni buradan yürütmeni istiyoruz. Umarım Semahi dostunun da Arya bacın kadar olmasa da bir hatırı vardır ve hatta Arya+Semahi+Dönüşünü sağlamak için yazan diğer dostların!... Ne dersin, değmez mi sence de!...
bir gidişle gitmek ki, geri dönmeler daha güçlü doğuşlarla dolsun diye....
gitmelerin yerini dolduracak yeni ve daha enginler yoksa niye niyedir ki bu gidişler...
bir bilinendir doğacak günün başlangıcı en zifiri karanlığın sonundadır.. , ki giden gece yalnızlığı, güneşin o eşsiz doğuşunu istiyordur.. ve kendisini gece tüketip yok etmiştir...
şair doğmaya mı gidiyor, uzaklaşarak içinden bir ben daha çıkaracaksa eyvallah olsun şair yüreğine selam olsun...
amma şairin satırlarından, o damlayan engin yüreklerin döküldüğü satırlardan niçeleri kendinde neler doğuruyor bir bilseniz....
şairler gidemez, gidişleri kendisine kattıkları olsa da, sevenlerini boynu bükük ve yaşlı gözlerle yitirdimmm, yitirdiikkk kahretsin ki biz kaybettik... dedirtemez.. dedirttiği an da zaten yürek büklümü acır,, sızısı da dost yürekleri kavurur...
dön şairim.. dön üzenleri bile üzemez şair yüreği...
kanar da, kanatamaz...
yitip de gidilmez, bittiğin an yitersin zaten.. şairler bitmez..
gitmeleri geçişleridir de kendi özünden yani içinde büründüğü halden de gidemez..
kaçış kendine olamaz ki hiç bir zaman.. kendinden kaçamaz bir insan.
bırakmışlık varsa, bırakılanı acıtmak adınadır.
acıtacaktır, üzecektir...
offf offf
yine bir gidişle insan ne diyeceğini nasıl hitap edebileceğini şaşırıyor ki üzüntüden. ve kararlşı bakışın, kal kağırışına yetersiz kalıştann....
dönün lütfen, şiirlerinizle,,, daha fazla haykıran sesinizle... şair yürekleri daha fazla üzmeden..
naçizane... haykıran gidişin istemsizliğini kabullenemedim içimde....
şiir mükemmel..... sevgiler, saygılar...
Ayşe.
Bu şiir ile ilgili 27 tane yorum bulunmakta