Öyle bir dost lazım ki,
Dost olduğunu bileyim,
Her an yanımda hissedeyim.
Bazen kulağımı çeksin ama affedebileyim.
Bazen de benimle ağlasın, benimle gülsün.
Gülsün ki gülebileyim.
Görsün ki görebileyim.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




kaybolan, yok olan bir toplumsal değerlerimizden bahs ediyorsun. bir dostun sahip olabileceği vasıfları ve karekteri anlatıyorsunuz. ama ne yazıkki günümüzde böyle dostluklar kalmamıştır. insan o değeri yetirmişlerdir. şimdiki dostluklar günü birlik ve çıkara dayalı ilişkilerdir. dostluklar değildir.çürümeye yüz tutmuş kültürel değerlerini yetirmiş olan toplumlar artık bu tür değerlere sahip çıkmıyorlar. arkadaşım.
aslında kendi maneviyatını kaybetmiş olan topluluklardan böyle dostluk beklemek artık imkansızlaşmış bir gerçektir. bu gerçeği dile getirdiğiniz için size sonsuz teşekürlerimi sunar. saygılarımla.
Evet değerli dost.Fazla olmasına gerek yok; sadece bir tane olsun ama gerçek dost olsun, güzel şiirinizde yazdığınız gibi. Kutluyorum değerli kaleminizi.Gerçek dostu bulmanız ve dostluğunuzun daim olması dileğimle...
Bakın, Oğuzkan Bölükbaşı ne diyor bu konuda?:
Dostları Olmalı İnsanın
dostları olmalı insanın,
aynen gemilerin limanları gibi
zaman zaman uğradığın
yükünü boşalttığın
dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda
sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
geri döneceğin günü bekleme umuduyla
bazan rüzgara o açmalı yelkenini
yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
halatlarını çözmeli
seni çok
ama çok özlemeli
dostları olmalı insanın,
ermiş, bilge hayatı ezbere okuyabilen
düşünmediklerini düşündüren
seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
gerektiğinde senin’çün ateşi yutabilen
yolunu ışıtan ustan olmalı,
şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
sana vermeli soğuk bir kış gününde
üzerindeki tek gömleğini
Oğuzkan Bölükbaşı
Şiir okumaya ve almaya geldim.Saygılar.
Didaktik bir öğreti niteliği taşıyan dizelerde insan yaşamının tümünü özetleyen derinlikler var. Bilmeli ki insan, bir sadece kendimize ait değil çevremizde bizi yürekten seven insanlara da aitiz. Onlrla bütünleçmek, içimizden gelen doğruluk duygularıyla mümkündür. Dostluğun en kestirme yolu da mertliktenm, dost sevgisinden geçer... Kutluyor, başarılar diliyorum.. Özel antolojimdedir. Tam puan + Ant.. sevgiler, başarılar.....
Gerçek dost tanımı arayanlara...
Dost yürekler böyle dost beklerler...
Yüreğiniz sağlıkla hep var olsun üstat...tam puan.
Bu Yürek kutlanır. İnsan umut'lanır. Sevdikleriyle hoşlanır. Baki kalır güzel dostluklar. Güzel dostluklar la.
Çok güzel şairim, birde düşünmek lazım, acaba biz öyle bir dostmuyuz...?
Bulabilene ne mutlu...kutluyorum ( +10 ) saygılarla...
Yüreğinize sağlık sizi kutlarım ilhamınız bol olsun Ant.+10 puan
Kısacası, öyle bir dost lazım ki,
Mezarımın başında olsun...
İçi sızlasın...
Unutmasın...
Benim de o'nu unutmayacağımı bilsin,
Uzakta...
Orada belki tekrar görüşmek üzere...
İbrahim Başar
Yüreğinize sağlık İbrahim beyanlamı çok güzel dostluğu anlatan akıcı bir şiir olmuş duygularınız mısralara dökülmüş anlam ve anlatımı güzel şiirinizi ve sizi canı gönülden kutlarım sevgilerimle +Ant +10
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta