Damla toprağa düşünce
Ezelden beri
Bir tohumun sancısını duymuşumdur
Tohumsa belki tanır belki tanımaz beni.
Eğilip en ince yerinden öptüm toprağı
Gözbebeğine kilitlendim
Avuç avuç alıp yüzüme sürdüm
Yudum gamzelerimi
Baktım kendini süslüyor
Kıskandım
Kınaladım saçlarımı allıklarımı süründüm
Gelene geçene gülümseyerek
Bir o yana bir bu yana savurdum saçlarımı
Gülümsedi filizler böğürtlenler iğdeler
Gözden ırak tutmuyor cismimi
Eylemliliği ondan
Bolluğum bereketim akışkan
Ana oğul sevgisi sanki aramızdaki
Telaşım ölümsüzlüğe çekiyor
Oysa ezberden söylüyor ismimi.
Gönlümde sür git ilkbahar
Bilincimde ödünç duruyor sonsuzluğun yerçekimi
Alnımda ateş şavkımaları
Bir yanda toprak bir yanda nabzım
Bir yanda ateş böcekleri
Gece de gündüz de kendince
Yanıp sönüyor yanıp sönüyor yanıp sönüyor
Damla toprağa düşünce…
yirmibeşmayısikibinonbeş
Necdet ArslanKayıt Tarihi : 25.5.2015 13:02:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Her ikisi de yaratıcı, koşullar uygunsa...
Her ikisi de vefalı, sevgisi bolsa...
Toprak kendini giyindirir, kendi soyunur yine... İnsan ise büyüdükçe...
Çünkü toprağın yaşı yoktur.. Ömrü 'sonsuzdur...'
Belki de bu yüzdendir, kıskançlığımız, 'toprağımıza çekmek' isteyişimiz..
Kutlarım, Dostum.....
Gözbebeğine kilitlendim
Avuç avuç alıp yüzüme sürdüm
Yudum gamzelerimi
usta kaleminiz daim olsun..sevgi ve saygılar
TÜM YORUMLAR (3)