Aynaya baktım; O kadın ben miydim?
Kapısız duvarlar üstüne yaptığı resimler silindi diye küskünken hayata,
İmkansız kapılar üstüne şiir yazmayı deniyor şimdilerde.
Elinde tesbih yapmış tebessümü; hayatın getirilerine.
İşte bir yenisi...
Bu kez dolu dizgin bir at üstüne;
Savaşa kuşanmış.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Karmaşık ve gerilimli bir çatışkı şiirde egemeliğini kurmuş.
Dizelerdeki önad tümlemeleri sildiğiniz an bütün metaforlar eşitleniyor;özdeşe dönüşüyor.Onlarsız med/cezirler yok oluyor.Ve böylece şiirde geçmişten şimdi'ye taşınma yer değiştiriyor kilitlenme zamanıyla.
Ayırdındalıkla onu gerçekleştirme edimi arasındaki karmaşa çift koldan birbirine karışa karışa suluyor bu şiirin yüz hatlarını.
Gölgelik bir yerde duran anlatı ile tanışıyorsunuz okurken.
Okumak bir emektir.
Bu şiir okumaya değiyordu.
Çok kutluyorum.
Erdemle.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta