Laylon poşetleri çorapların üzerinden geçirdikten sonra ayakkabılarımı giyiyordum. Kar suyunun girmediği delik yoktu. Ayakkabılarımın her tarafı araba lastiğinden imal edilmişti. İçi buz gibiydi. İsmi de soğuktu. ''Soğuk kuyu''. Anadolu'da yaşayan fakirlerin guççisi. Buz üzerin de çıplak ayakla dolaşmaktan farksızdı.
Kayseri sarız ortaokulu üçüncü sınıfına gidiyordum. Köyden okula kadar sabah ve akşam dokuz kilometre yürüyordum. Diğer çocuklar Tahir abinin elli beş model arabasına biniyorlardı. Sol bacağı aksıyordu Tahir abinin. Sürekli burnunu karıştırıyordu. İçeride ne vardıysa bir türlü çıkartamıyordu. Köyün cemaati para toplayıp almış arabasını. Çalıştırsın para kazansın garip demişler. Ben servise binemiyordum.
'' Gülerek, gezerek, eğlenerek, şarkı söyleyerek yürümek varken arabaya binilmez ''. Babam zoru severdi.
Artık birbirimize iki yabancıyız.
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet, her şeyi unutmalıyız.
Her kederin tesellisi bulunur, üzülme.



