Yunus’u bizim Yunus yapan,
Şems’in ardından Mevlanayı ağlatan,
Sinelerde aşka hasret bir gönül var,
Ah olsun sana dil’im, vah olsun,
Sus ve yüreğinden geleni dinle,
Kaybolsun bütün karanlıkların,
Geçeceksin sen de herkes gibi o yoldan,
Akın akın çıkılan zorlu bir seferden,
Okunan her Sela ile minarelerden,
Haber var bak dünü gün yarınından.
Duygularının kuşatılmışlığında,
Çığlığın sağır odalara konuşmaktı.
Maddenin mahallesinde esaret,
Sarhoşça geçen bir hayattı.
Ve sen böylesine yaşamaktan kurtulmuş,
Kurtararak yakanı sırtlanlardan,
Gel desem gelebilirmisin,
Veda vaktinde,
Çekilirken azgın dalgalar kıyımdan,
Adın düştüğünde dilime.
Kal desem kalabilirmisin,
Gözlerin doğarak karanlığa,
Henüz yirmi yaşındasın,
Zümrütü Anka taşındansın,
Bağlar gazelinde çarşıda,
Sen her şeyin karşısındasın.
Ayağın yere hiç basmaz,
Kırlangıçlar uçtu gitti.
Ağaçlar boynunu büktü,
Savruldu yaprakları,
Kimi rüzgarın salıncağında kayboldu gitti,
Yerlere düştü parçalandı,
Kimi eridi yağmur tanelerinde,bitti.
Şamdan sönüp perdeler inince,
Bulutlar siyaha dönünce,
Yıldızların da geldiğini görürseniz,
Geceye selam söyleyin,
Dalından kopan yapraklar gibi,
Kara rüzgarda savrulmasın,
Ben bir garip adamım,
Boynumadır vebalim,
Gece-gündüz bir talim,
Böylecedir hep halim.
Bağırsamda suskunum,
Diken kadehleri bir bir çatlayıp kırılacak,
Yaralı yüreğim bir daha kanamayacak,
Geceden terk edecek hüzün ve gözyaşı şehri,
Seni ve karabasan gölgeni alarak.
Şehirden kokunu rüzgar sürecek,
Sevda kütüğünden adını yağmur silecek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!