Ordusu Yılgın, Sancağı Ağırmış Sonsuzun
ıslatıp yandan ayırırdım saçlarımı
kaşlarımı tükürükleyip düzeltirdim parmaklarımla
kusrederdim, kabahat işlerdim
uyardım gençliğin deli bilgeliğine
bilirsin, kalfadır budalalığa
bazan mehtapla ayartır
bazan ödetir bacını hicabın
terli banknotlarla
esse rüzgar, sanırdım hayat
mütebessim bir çamaşır ipidir:
vefadır, kurtarmak gerekir diye kederinden
yorgun bir çarşafın boyuna asılı durduğu
tereddütsüz atlardım, katılırdım bir girdaba
telafisiz olanın gecik
..........
..........
Kayıt Tarihi : 5.5.2012 11:19:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Yorum diye tekeden süt sağmaya çalışırlar enayiler.
evet..bu bazı insanlar için çok mümkün..
atlayıp düştüğüm yerde
yıkık antik taşlar altında tatlı tatlı söyleşen ak otlar
ve gerekçesini gel-gitin merak etmeyeyim diye
bir büyük suya bükük
bir sap çiçek umardım
ve olurdu
“demek o kadar da kötü değilmiş” derdim
“o kadar da kötü değilmiş” diye mırıldanırdım kendi kendime
ama kırdığımda olanaksızın
girdiğimde kapısından içeri
yazık
bulduğum yalnızca çoraklıktı
kızgın güneş
bir çakıl taşının gölgesiyle tartıyordu yılanın sabrını
o kadar da kötü değildi ve hala bir umut vardı
yılandan daha ağırdı yılanın sabrı!
yılandan daha ağırdı yılanın sabrı!
ağustos-eylül ’97
Rüzgar Kütüphanesi’nden…
böyle şairlere yapılan saldırılar zulümlerin en büyüğü gerçekten.
kendilerine müslümanım diyenler bunun hesabını nasıl verecekler bilmiyorum.
kimbilir kaç kez ve kaç farklı halet i ruhiyede yapacak yeni hesaplaşmalarını...ilhamının sürekliliği için dua edilecek şairlerden...
tebriklerimle
TÜM YORUMLAR (23)