(Oğlum Cüneyt'e ağıt)
Durgun sudan bakan çocuk gözleri
Dalgalar kâh çığlık getiriyor sahile,
Kâh gülücükler...
Gök de ağlıyor,
Göğün gözyaşları dökülüyor denize,
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Sevgili Şaire arkadaşımHalenur hanım, rahmetli Cüneyt'e yazdığınız bütün şiirler birbirinden güzel, her zaman okuyorum ve çok duygulanıyorum. Keşke böylesine acılar yaşanmasa da biz de bu yürek burkan şiirleri yazmak zorunda kalmasak. Allah bu acınızı umutturacak başka acılar yaşatmasın. Derin anlamlar taşıyan şiirinizi ve duyarlı şair yüreğinizi, kaleminizi kutlarım. Sevgi ve selamlar.
ne diyeceğimi bilemedim.. kaderin insanı en zorladığı an burası olsa gerek.. ışıklar içinde uyusun.. size sabır diliyorum halenur hanım..saygılar sunuyorum..
Yorumsuz sabır diliyorum Sevgili Halenur hanım'cığım,sevgiler sunuyorum.
Ağıtına karşılık veriyor kayalar,
El sallıyor karanlık bir köşeden,
Hazin bir iç çekiş duyuluyor yankılarında,
Ağlıyor gibi bir kuytuda...
************************************************
Bıraktın bizleri şu genç yaşında
Ağlıyor yüreğim hep çiğil çiğil
Ömr-ü hayatının henüz başında
Neyini sevmedin dünyanın oğul?
Halenur hanım, oğlunuzla ilgili yazınızı içim burkularak hüzünle okudum. Belki biliyorsunuz, ben de geçen ay manevi kızımı henüz hayatının baharında 26 yaşında deniz kazasında kaybettim. İnanır mısınız o günden bu yana ne şiir yazabiliyorum ne de keyif alabiliyorum.
Ama elbette ki Külli İradeye boynumuz bükülüyor. Sadece dua etmek ve sabır göstermek, elden başka bir şey gelmiyor. Zira ateş düştüğü yeri yakıp geçiyor.
Sabırlar diliyorum, kendimce bir dörtlükle acınıza ortak olmaya çalıştım naçizane. Derin acınızı paylaşırken Yüce Rabbimin size sonsuz sabırlar ihsan etmesini bütün kalbimle niyaz ediyorum.
Selam ve dua ile.
Mekanı cennet olsun kendisinin.
Değerli Büyüğüm; şiir yazmaya çabalayan bir adam olarak şimdi bir kez daha anlıyorum ki; en büyük acılar, en hüzünlü ve en güçlü şiirleri doğuruyor. Müsade ederseniz bu şiirleri özel arşivime alarak hem çığlık misali dizeleri hem de kaybettiğiniz oğlunuzu selamlamak isterim.
Dualarımız sizinledir.
Kaybetmiş sayılmayız,burada,şiirlerde yaşamalı sonsuza kadar,allah rahmet eylesin...sabır,sabır ,sabır.
Bu şiire yorum yapılamaz...Keşke okumasaydımOna rahmet,size sabır dilerim
hanımefendi.Saygılarımla,
Ünal Beşkese
Bu şiir ile ilgili 7 tane yorum bulunmakta