Apartmana geldiğinden beri sessiz sedasız çalışıyordu sürekli. Bir taraftan bahçedeki çöpleri topluyor. Bir taraftan da çiçekleri suluyor, toprağı temizliyordu. O geldiğinden bu yana her tarafa bir canlılık gelmişti. Çiçekler nasılda canlanmıştı. Yapraklar daha da yeşillenmişti. Bir akşamüzeri Nevin ablanın tanıştırmasıyla tanışmış olduk. Mustafa amca. Yetmiş yaşlarında emekli bir öğretmen. İçim bir garip oldu öğretmen olduğunu duyunca. Hüzünlendim. O kadar asil bir duruşu vardı ki saygın emektar bir öğretmen. Görevli olarak çalışacakmış apartmanda…
Bir sabah kapımızı çalıp da, ekmek istiyor musunuz? Dediğinde boğazıma bir şeyler düğümlendi. Hiç bir şey diyemedim. Dilim tutulmuştu. Kapıyı kapattığımda aklımda bin düşünce vardı. Duygularım karman çorman. Kim bilir nasıl güzel insanlar yetiştirmiştir, kazandırmıştır topluma diye düşündüm. Her geçen gün sevgim artıyordu Mustafa amcaya. Konuşmak, dertleşmek çok istiyordum.
Bir sabah bahçeyi sularken Mustafa amcayla konuşma fırsatını yakalamıştım. İçimden o kadar çok şey geçiyordu ki. O öpülesi ellerinden tutup saygıyla öpmek istiyordum.
—Günaydın öğretmenim kolay gelsin, dedim
Gözleri ışıl, ışıl oldu bana bakarken. Yıllardan beri duymak isteyipte duyamadığı bir sözü duymuştu. Eski günlerine döndü birden. Gözleri dolu, dolu oldu.
—Günaydın kızım, dedi
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha