yaş aldım marketten bulanık puslu yollardan geçiyorum
-gözlerimin görmediği-
yürüyorum
bir oraya bir buraya onyedi senedir
gidip geliyorum
kaçıp gittiğim gün
gideceğim yeri biliyorum
gayba koşmuşum
on yaşında büyümüşüm
bir cani ile
aynı evde yaşar olmuşum
pek endişe duyma sen de ana
bu kız zaten
mezun bir buçuk yıla
ilk karşı geldiğim gün sana
dizinle eş idi başım
yemin ettim ben o an
bu senden yediğim son tokadım
bundan sonra
şahsım ve tüm insanlığa
kaldırılan eli kıracağım
kan bağı bağlar mı iki kıtayı?
misal Amerika ile Avrupa'yı
sen benim atam, gardaşım olsan da
seni bu son anışım
yalnızım,
huşu duysam da arkamdaki gölgeme dahi
yazarım sabah akşam
-milletime dair-
ve yine bir kahkaha patlatırım
güldürmeyen omurgasızlara karşı
hüzün duyup durmak ne lüzum
dört bir köşesinde zulüm varken milletime,
sokakta yürürken burnum sızlıyor,
her yer ölüm kokuyor
durmayı ve zulmetmeyi kendine hak gören
her birine
gün gelecek, giydireceğiz hüküm
ve ben kan kokan
ramazan gecelerinde
her zerrem senden noksan
-biçare-
nefesine dahi hasretim
canan?
bihaber
hasretimi kusarım her gece
güneşe ve istikbalime
insanların yüzündeki tebessüme
Angora ve Mustafa Kemal’e
çok çalışmak lazım,
Ülgen de ne yapsın
yaşar bu hayatı sabah dörtten akşam on bire
peki sen azizim?
ne eylersin bu kara günlerde
bedbaht ise talihin
vur,
sen de vur haine!
düşlemek ya da düşünmek yetmez!
zikrediyorum unutma diye;
antrikot sofralarında gülerken siyasiler
şehitler verdik peş peşe
yine de etme isyanını Rab’e
göğe bak, kaybetme umudunu
Atan sonsuz uykuda diye
kurşun sık,
sonsuz maviye!
süratle gel,
yürü, yürü
tan doğumundan evvel istikbale!
benle and iç
son nefesini
Türk milletinin istikbaline vermeye!
Kayıt Tarihi : 6.3.2026 15:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!