Bir ağaç köklerinden nasıl kaçar
Bugün siyaha bulanmış
Bi toprakta gördüm hepsini
Bütün sızlanması yapraklarında
Bi incir sütü kadar
Yakıp geçti ortalığı.
hepsi ayrı ayrı düşüyor nedendir?
yalandır bu gülüşlerim yalan!
bunca insana ölüm nedendir?
bir harabenden arda kalan;
kundaktan bir yığın kefendir…
Yanar aşka,
Kaynar yüreği;
Taşar sonra, şaşma!
Patlar yüreği.
Yanar dağ püskürmesi;
"elveda, elveda, elveda"
ve eller gitti vedada,
artık silinmez oldu gözyaşım.
giden,
geriye dönmedi
şehrin bu sessizliği
içimi ürpertiyor.
her an bi yerden
bi sokak arasından
bi kırılma sesi duyacakmışız
gibi bir durgunluk bu.
şimdilerse boş vermişliğin tadını
iliklerimden sildiği zamanlardır
hiçbir şeyin yaşanmamışlığına dair olan
tüm davranışları başımdan
ellerimden ittiği zamanlardır.
beni nasıl da incitmişsin öyle,
son mektubunu okuyamadı bana hüzün
pekala yüzün, kızarmadı mı bile
yokken söyleyebilecek bir sözün
üşümüşüm ben geçen zamanla,
Bir bir kilitler söküldü:
Bozdu suskunluğunu kapılarım,
Yalan yeminlerin sadakatsiz gülüşlerinde…
Havanın çoraklığında toprağa döküldü,
Kavrulup gitti acılarım…
ahlakımı sorgulamadan, sona hitaben hüzüne;
lafını, riyanı ve ötesini irtisam ediyorum yüzüne…
adım adım hüsrana düşmüş gibi gelirdin peşimden;
nahoş sözler etmeseydi acaba ayrılır mıydım eşimden?
Kuşların yuvası bende bozulur
Yaralı kollarım kırık parmakların
Son kez elveda gidişin zirvesinde
Kanım altından akar ırmakların
Solmuşum savrulmuşum ne fark eder




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!