Rüyalarıma hapsoldum her gece yatağımda,
Uyumadım,
Uyuyamadım.
Sabaha kadar oyalandım.
Güneşi senin hayalinle karşıladım, onu bile kıskandım.
Biliyorum ki dokunacak yokluğumda,
Bilinmeyenlerdir aşıklar,
Gerçekleri şeffaf yapraklar ardında gizli,
Yalanları gömülü enkaz derinlerde,
Dost duvarlaradır selamları sabahları,
Gözlerin sıcaklığıdır yıldızlarda aradıkları.
Perdeden süzülen ay ışığı eşlik edermiş,
Gecenin karanlığıyla saklambaç oynayanlara,
Dört duvar arasında sessiz çığlığıyla başbaşa kalanlara,
Hayalleriyle kurduğu kaleyi sabaha karşı top atışına tutanlara.
Bir kara delikle doğmuşuz içimizde,
Bir taş olup,
Sürüklenmek istiyoruz, rüya dediğimiz uzayın derinliklerine.
Rüyalar yetmiyor,
Kuş olmak, kartal olmak istiyoruz.
Aydınlıklara bir kez daha süzülmek için.
Ne garip kelime değil mi ölüm?
Bitmek, tükenmek, sona ermek.
Kış günü duvarlara dokunduğun anki kadar soğuk,
Doğuşuyla güneşi söndüren gece kadar arsız,
Bazen yelkenlere inat esmeyen meltem kadar dingin,
Bazense nehirleri taşıran yağmur kadar hiddetli.
Ne dallar, ne yapraklar , ne de ağaçlar tutuşur bu ormanda,
Yalniz insan kokar bu orman,
Bir dokunuşla alev alan,
Bir nefesle kor olan,
Bir bakisla toz olan,
Umutları dumana siyah çalmış,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!