Yüzündeki gülüşü, içindeki samimiyetin bütününü yansıtıyor gibiydi. Gözlerinde, bir dağı eritecek bir güç saklıyordu sanki. Yüreğindeki sevgiyi uzaktan bile hissettirebiliyor, her yere itinayla sevgiler ekiyordu.
Bu özelliklerin ona sunulmuş bir nimet olduğunu düşünmedim değildi;ama onda, benim tam olarak anlayamadığım, yalnızca ona hep güzellikler kondurmama sebep olan bir şeyler vardı.
Bir gün dahi onu görmediğimde içimi huzursuz eden bir ruh hâli kaplar, hayata karşı kayıtsızlaşmam hep onun eseri olurdu. Yanındayken hızla geçen zamanı durduramaz, ondan hiç ayrılmak istemezdim. Sanki onunlayken hayata yeniden başlar, içime tarifsiz bir yaşama sevinci dolardı.
Geceleri, onun olduğu rüyalar başrolü oynar; beni bir türlü uyku tutmazdı. Gündüzleri melankolik bir hâlde onunla ilgili hayaller kurar, gereksiz yere hüzünlenir ve ağlardım.
Nice sonra anladım; onun adı aşktı.
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta