Can sıkıntıma;
kekeleyen bir gülümseme ekleyip,
çelik bir tel gibi geriyorum kendimi.
Hele zili olmayan şu kapım var ya!
İyiden iyiye katılaştırıyor, taş kesiyor bedenimi.
Hiçbir manayı cezp etmeyen penceremden,
ağır, ağır kül rengi bir yalnızlık doluyor,
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Nasıl bir iç çeksem de kanayan,
bu hayvan yaram iyileşse.
Alnımda koyulaştıkça bu üç çizgi!
Ve çaresizliğim girince bu sessizliğin koynuna!
Sanki bir ölümün önsezisi;
olmayan zilimi yokluyor kapıda.
Baskın yemeye uygun her halden.
Asık, sarı suratıma; -“Ben geldim” diyecek…
-“Ben geldim kötü şair, yazma artık bırak ”diyecek…
Mükemmel bir anlatım kelime bulamıyorum söyleyecek....
Kaleminize sağlık
Süresi hiç dolmayacak mahkûmiyeti içeren yaşamlar uzak dursun gönüllerden. Tebrikler. Sevgiler
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta