Artık susmuş damarlarında zaman,
Ruhları, bir gök gürültüsü gibi yatıyor
Bozkırın paslı göğsüne.
Gözleri — sönmüş yıldızlar —
Ne karanlığı deler, ne ışığı özler.
Yoksa bir lanetin ihtişamı mı
Donmuş bir bedenin zarafetinde?
Bak! Suratları taş gibi,
Acının mermeriyle oyulmuş,
Ve zaman — onlarda kıvrılan bir yılan gibi
Uyumakta hâlâ.
Sabahı beklememişler hiçbir zaman,
Zira sabah onların gözlerinde yoktur.
Çünkü sabah...
Sadece yaşayanlara armağandır,
Oysa onlar ölmüş görünerek yaşamı bekliyorlar.
Ey gecenin sevgilisi,
Ey kokusu tükenmiş güllerin taşıyıcısı,
Ey dudaklarında hâlâ günah taşıyan ölü,
Sen de tanırsın onların sessizliğini:
Etin içinden yükselen
Kendi küllerine hayran kalmış bir arzunun?
Yok artık hüzün,
O bir şehvet gibidir şimdi,
Bir mezar taşının sırtında açan menekşe gibi zarif.
Onlar ki mezarlarında bile
Birer ibadethane gibidir
Ateşe susamış insan kalbine.
Unut onları — evet, unut!
Çünkü anmak;
Sadece hayatta kalanın zayıflığıdır.
Ve onların hatırası,
Tıpkı bir şarap gibi damarlarda gezmeli
Yavaş ve yakıcı.
Unut ki içselleştir.
Sus ki haykır.
Ölü mü onlar?
Ölümün bizzat kendisi.
Ünal Serhat Yorgancı
Kayıt Tarihi : 24.6.2025 18:06:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!