Yılların ardındaki kovalamacalar bunlar, bir sen varlığı, bir ben gölgesi, hasretin sahipsizliğinde vurgun yemiş yürekle, içime düştü hasretin, ruhumdan düşmüyor varlığın, yılların ardında kalan sahipsizliğimle diş biliyorum geçmişime, unutmaya dahil, unutulmaya dair ne varsa hepsini hapsettim içime ki hâlâ çıkmıyorsun içimden... Gece kovalanmaları bunlar yalnızlığın hırıltılı sesiyle, kimsesizliğe kapı açmak için son dövünmeler bunlar, güneşin ışıklarında erimek için son bekleyişler bunlar, ay tutukluğu bu sabaha uzayan zamanlar ve sensiz bir akşamın yokluğunda dağılmalar bunlar...
Adını dahil ettik kayıplıklar beldelerime, adını dahil ettim yürek vurgunlarıma, adın dahil oldu son nefesimdeki adına, kimsesizliğimin hesabını sana yazarken kalem kırılması bunlar...
Bu son şans, bu son şans sallanışları, bu son şansın arda kalacakları, unutmakla, düşlemek arasındaki köprüdeyim sesin alt şelale sesi duyumsuz, doyumsuz. Ben sensiz de yaşamak için doğdum belki de sevgili, belki de sensiz ağlamak için doğdum sevgili ama omuzlarıma hasret düştü gayrı derman bitti sevgili...
Derman bitti sevgili, satın alabileceğim hiçbir şey yok artık bu evrende...
Sevgili... Yaşadıklarımın ve de yaptıklarımın tekrarı ise yaptıklarımla doyuma ulaşamamış bir yüreğin arayışları olarak görmek gerek, ki tekrarını yapmaktan da hiç bıkmam yeter ki yapacağım buna değsin...
tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
İşte hepsi bu...
Hayallerini yak,evi ısıt.
Gideceğin en büyük oda arka odan.
İçerden sesleri geliyor annenle babanın,