Bizim illerde hallar böyledir,
Kimi aç kimi tok gezer abim,
Bizi sürüyenler vaadini unuttu,
Sorarsan bizim halimizi abim,
Parayı bulan akılnı şaşırdı,
Tası tarağı toplayıp çıktığımızda
İstanbul bizi bağrına aldığında
Günler aylar yıllar geçmişde
İstesekde geri dönülmez o zamana,
Bir köhneydi oturduğumuz mekan,
Bir günün sonudur,
Kızıllaşmış güneşin,
Dağların ardında,
Kıvrılan yol gibi,
Ruhunu okşarcasına,
Kimi girmiş gülistana,
Kimi anlamaz düşer derine,
Saçlar beyazlar gelmez ele,
Çiledir ömür dediğin,
Bindik dünla gemisine,
Daima yol ömürden gider
Gündüzü kovalar geceler
Yarına ne olur bilmeden
Yaşanır ömür dediğinde
Sabah doğan akşam batan
Bir onbeş temmuz şiiriyle,
Ogeceyi yazmak istedim,
Bu dizeler çok farklı,
Gümüş dere gibi aktı geçti,
Puslu bir sabah günü,
Sabah serptik kahvaltıyı,
Mıhlaması her çeşit peyniri,
Balı reçeli,
Poğaça börek simiti,
Zeytin kendine yer arıyor,
Bundan başka yok diyor ye ye,
Manavın kasabın oduncunun,
Mahallesinden bakkaldan bir şişe gaz,
İkiyüz elli gram peyni yüz gram zeytin,
Bir ekmek bir şişe sütü,
Yazdırdığımız zamanın,
Tebessüm olduğu yıllar,
Haydi gidin işinize
Değiliz dişinize göre
Şanlıdır neslimiz
Buralrda işiniz ne
Yanar bu dünya yansın
Dünyanın acıldı perdesi,
Oyundur sahnesi,
Konu zulümün ötesi,
Oynayan insan ogulu,
Ne fügran belli,
Nede başrol,




-
Reyhan Altaş Şairler Dünyası Grubu
Tüm YorumlarYüreğine sağlık anlamlı olmuş şairi ve şiiri kutlarım. Saygılarımla