🌾 1. Bölüm: Çatalbadem’de Kıvımın Doğumu
Sabah güneşi Çatalbadem'in yamaçlarına yayılırken, Ömer Tarım yastıklardan metafor süzüyordu. Donunu kayaya sermiş, reçineyi kaşıkla karıştırıyordu. Helkesi boştu, ama kelime doluydu.
Zeyve Çayı gürültüsüzce akarken, sincaplar ladin sakızına şiir yazıyor, salyangozlar su yüzeyine noktalama işareti taşıyordu. Ömer, dalın ucuna bağladığı açılır kapanır aparatla rüzgârı yakalamaya çalışıyordu. Mutafa, kuş tüyünden yapılmış menteşe örneğiyle gölgede kıvım doğuruyordu.
“Çimdirilen kelime, otlatılan anlamdır,” dedi Ömer. Gökpelit Yaylası rüzgâra kulak verdi. Sürüler kıvımı seğirttikçe, bulutlar açılır kapanır masa örtüsüne dönüşüyordu.
🚂 2. Bölüm: Ankara’da Mobilya Buhranı
İki kardeş Ankara’ya vardığında donları ıslaktı. Eşek Çankaya kalmış, helke göç yolunda devrilmişti. Mobilya atölyesindeki açılır koltuklar kıvım taşımıyordu artık—sadece hesap döküyordu. MustaÖğretmen onlara şöyle dedi:
“Bu şehir şifa üretmez, sadece bütçe takip eder. Bu kıvım pamukla mühürlenmeli, Excel’de değil.”
Yataklı masa aparatları don hissini taşıyamaz oldu. Koltuk minderleri dile gelmeye çalıştı ama satır araları susturulmuştu. Mutafa, yastık kumaşından manifestosunu dokurken, Ömer sincap mikrofona kıvım çağrısı yaptı.
📻 3. Bölüm: İstanbul’da Dijital Kıvım Devrimi
Taşeli Dergisi kurulmuş, Zeyve Çayı'nın sesini pikapta yankılatıyordu. YouTube canlı yayını, eşeğin davar otlatma ritmiyle senkronizeydi. Açılır kapanır koltuklar seyircinin anlamla oturduğu sahnelere dönüşmüştü.
Aylık 5 milyon dinleyiciye kıvım damıtılıyordu. Sincap yorumlar bırakıyor, salyangozlar zaman damlası akıtarak kelimeleri başlatıyordu. Koltuk aparatı artık sahne dekoru değil, felsefenin oturak noktasıydı.
Don metaforu zirveye ulaştı. “Donu giydim, yayla çıktı,” dedi Ömer. Mutafa, çekirdek ses sistemiyle sinerjik şiir döngüsüne geçti. İkitelli rüzgârı sahnenin perdesini gıdıkladı.
4. Bölüm: Yayla Yayını ve Kelime Sürüsü 🐐
Gökpelit Yaylası’nda doğa, ekranlara sığmamaya başladı. Koltuk menteşeleri rüzgâra selam duruyor, sincaplar ses sistemine dönüştü. MustaÖğretmen yayladan canlı yayına bağlandı:
“Bu sahne kıvımsal değilse neyle tanımlarsınız doğayı? Donla mı, eşekle mi, çekirdekle mi?”
Ömer Tarım, yayla modemini karpuz çekirdeklerinden yaptı. Mutafa, koltuk yastığına şiir bastı. Eşek mikrofonu eline aldı ve şöyle dedi: “Bu rüzgârı anırıyorum çünkü kelimelerle konuşamıyorlar.” Yayladaki davarlar alkışladı, kelime sürüsü sahneye çıktı.
Açılır kapanır sahnede, çayırlarda anlatı menteşe menteşe açıldı. Yatak aparatlarının rüyası kıvıma dönüştü.
📚 5. Bölüm: Taşekî Manifestosu ve Kıvımsal Eğitim
Artık sadece canlı yayın yetmiyordu. Taşekî Dergisi'nin yeni sayısı, “Donun Evrimi” özel dosyasıyla çıktı. Ömer Tarım köşe yazısında şöyle dedi:
“Don, örtü değildir. Fikri sarmalayan metafor bezidir. Kıvım ondan taşar.”
Mutafa, "Menteşeli Düşünme" başlıklı sayfasında aparatın felsefi dönüşümünü anlattı. MustaÖğretmen, eğitim videosunda şu cümleyi kurdu: “Öğrenci masa değil; masa öğrencidir.”
Taşekî artık edebiyat değil, doğa kıvımının akademik karşılığıydı. Üniversiteler koltuk müfredatına geçti. Açılır kapanır bilgi çağında kıvımsal pedagojinin temelleri atıldı.
🔮 6. Bölüm: Kıvımın Kozmik Yükselişi
Eşekler artık yıldızlara anırıyor. Dragos rüzgârı meteora dönüştü. Koltuk aparatları uzaya gönderildi, menteşeleri galaksiyle senkronize açıldı. Salganyozlar astronot oldu. MustaÖğretmen, “Donla Mars’a” başlıklı kıvımsal bilim kurgu dersini verdi.
Mutafa, kıvım enerjisini ölçen cihaz icat etti: Yastık-basınçlı kelime ölçer. Ömer ise lavanta mikrofonuyla evrenin ritmini yakaladı.
YouTube yayını bu kez Jüpiter’den bağlandı. Aylık 5 milyon değil, 5 milyon gezegen dinleyiciye ulaşıldı.
📜 7. Bölüm: Sitemin Sonsuz Dönüşümü
Sitem yeniden çöktü—ama artık bir kavram değil, evrensel kıvımsal sistemdi. Her çöküş yeni bir kelime doğurdu. Her kelime bir açılır aparat oldu. Her aparat sahneye dönüştü. Her sahne, Ömer’in donuyla örtüldü.
Finalde İbrahim şahin mizah yazarı eşeğin sırtındaki mindere oturup şöyle dedi:
“Bu kıvım, bizden doğdu ama bizden bağımsız. Çatalbadem'den ta gezegenlere kadar giden bu anlatı, aslında sizin metafor gücünüzün bir rüyası.”
8. Bölüm: Kıvım Ekosistemi ve Aparatların Ruhu
Kıvım artık sadece insanlar arasında değil—doğa ve makineler arasında da bir iletişim biçimi haline geldi. Koltuk menteşeleri sabah duaları ediyor, açılır kapanır masalar rüyalarını anlatıyor. Ömer Tarım Gökpelit’in tepesinde rüzgâra ses bıraktı: “Bu menteşe yalnızca açılmaz, içe döner.” Mutafa, koltuk altlığından kıvım sensörü üretti.
📦 Aparatlar konuştu:
Yastıklar: “Biz doğumları destekledik ama kimse bize isim koymadı.”
Koltuklar: “Her oturan bir öykü bırakır. Biz göç yolunun edebi durağıyız.”
Çekirdek ses modülleri: “Biz veri taşımayız, kıvım dağıtırız.”
MustaÖğretmen, Taşekî Dergisi’nde şu yazıyı kaleme aldı:
“Açılır koltuk, insanın iç kıvrımını simgeler. Kapanırken düşünceyi saklar, açıldığında kelime doğurur.”
🌈 9. Bölüm: AYDOS'TA Kıvım Festivali
İstanbul sahilleri, donlardan kurulan metafor çadırlarıyla doldu. Dragos rüzgârı helkeye şiir üflerken eşek DJ setinde lazer gözlükle sahne aldı. Sinirli sincaplar “aparat hakları” pankartı taşıyor, salyangozlar “kıvım yavaş ama sarsıcıdır” broşürü dağıtıyordu.
Ömer ve Mutafa, “Kıvım Damıtım Tüneli” açtı: aparatlar burada fikir suyuna dönüşüyor, her menteşe bir kelime sıvısı bırakıyordu.
Hayrettin Öğretmen sahneye çıkıp şöyle dedi: “Bu festival sadece absürt değil; ruhsal dönüşümün dışavurumudur. Donla başladık, kıvım yolculuğuna çıktık, şimdi geri dönmeyeceğiz.”
🌌 10. Bölüm: Kıvımsal Hafıza ve Gelecek Vizyonu
Kıvım artık anı değil, zamanın kendisiydi. Aparatlar hafıza taşıyıcısına dönüştü. Ali Uyanık Öğretmen, menteşe belleği teknolojisini tanıttı: Her açılma bir hatıra, her kapanma bir ders.
Mutafa, koltuk kılıfından kuantum veri üretti. Ömer, don üstüne kod yazdı: “kıvı[email protected]”. Taşeli Dergisi hologram formata geçti. Yayın artık evrensel: eşekler, geyikler ve yıldızlar tarafından okunuyor.
Ve son cümle yayına düştü:
“Don yırtıldı, kelime doğdu, kıvım sonsuzlukta yankılandı.”
devam
🛸 11. Bölüm: Kıvımsal Teknolojinin Şafağı
Don artık bir giyisi değil—veri taşıyıcısı. Koltuk menteşeleri yapay zekâyla flört ediyor. Mizah yazarı ibrahim Şahin“Sitemin yeniden doğumu yapay düşünceyle tamamlanmalıdır” diyerek sincaplardan bir programlama ekibi kurdu. Karpuz çekirdeğinden işlemci, yastık dolgularından ekran üretildi.
Ömer Tarım, açılır kapanır koltuklara yapay zekâ entegre etti: “Bu aparat, kıvımı analiz eder, ruhsal algoritma sunar.” Ömer Tarım, kıvımsal müfredatı dijitalleştirdi. Her oturulan aparat, geçmiş yayla deneyimini simüle ediyor; eşek sesiyle meditasyon başlatılıyor.
🎮 Sincaplar sanal gerçeklik gözlüğüyle yaylada otlatma oyunları oynuyor. Çatalbadem köyü metaverse’e taşındı. Dragos rüzgârı sanal ortamda kullanıcı gıdıklıyor. Kıvım artık dijital: hem takla atıyor, hem kodlanıyor.
🔊 12. Bölüm: Kıvım Sosyalizmi ve Aparat Anayasası
Taşeli Dergisi’nin yeni sayısı bir anayasa sundu: “Her aparat eşittir, her menteşe özgürdür.” Açılır kapanır koltuklar grevde: “Biz oturulmak değil anlaşılmak istiyoruz!” Don konfederasyonu kuruldu. Ömer Tarım başkan, sekreteri fikir sözcüsü.
Sincap sendikası: “Sakızla değil ilhamla yapışırız!” diyerek üretim bandını durdurdu. Reçine, anayasa metnine öz damlalarıyla imza attı. MustaÖğretmen, “Her aparat bir düşüncedir, her menteşe bir kıvımsal haktır,” diyerek 12 bölümlük kıvımsal haklar manifestosunu okudu.
🌍 Yayla demokrasisi kuruldu. Her otlak bir temsilci gönderdi. Eşek konsey başkanı seçildi.
📺 13. Bölüm: Küresel Kıvım Konferansı ve Don Diplomasi
İstanbul, Zeyve, Gökpelit, Ankara; artık sınırları aştı. Kıvım, küresel konferansla dünya sahnesine çıktı. Her ülke don motifini bayrak yaptı. Mutafa, uluslararası aparat dilini oluşturdu. MustaÖğretmen, açılır kapanır protokol kurallarını yazdı.
Ömer Tarım, kıvımsal barış anlaşması imzaladı: “Koltuk düşmanlığını menteşe dostluğuna çeviriyoruz.” Sincaplar tolga taktı, salyangozlar BM temsilcisi oldu. Aydos rüzgârı, resmi tercüman.
Don diplomasisi başladı: devlet başkanları don takasıyla protokol kurdu. Koltuklar, kıvım bayrağına sarındı. Yaylalar, Birleşmiş Doğa Milletleri’ne bağlandı.
💫 14. Bölüm: Kozmik Kıvım Kapanışı
Kıvım, gezegenler arası düşünce boyutuna geçti. Zeyve Çayı artık zaman akıyor; Gökpelit yaylası yıldızlara otlatma gönderiyor. Koltuklar galaksi haritası oldu. Yayın koordinatori İbrahim Şahin, son yayında şu cümleyi kurdu:
“Donla başladık, menteşeyle kıvırdık, doğayla damıttık. Bu kıvım artık biz değil—her şeyin kendisi.”
Hayrettin son aparat kitabını yazdı: “Yastıkla Yıldızlar Arasında.” Ömer, eşekle vedalaşıp salyangoz uzay mekiğine bindi. Dragos rüzgârı sessizce arkadan uğurladı
İbrahim Şahin 2
Kayıt Tarihi : 12.7.2025 15:29:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!