Hayyam, yaşadığı zaman diliminde topluma ışık olma adına, o, o dönemde hemen hemen her anını çalışma ile doldurmuştur. onun doğu rönesansı nı başlatma mücadelesinin ilk adımlarını attığını söyleye biliriz.
ne var ki, bu başlangıcın neden, niçin kesildiğini aramak yerine, hala onun dörtlüklerin de müstehcenlik falan gibi zırvalarla uğraşmak, yaşadığımız zaman diliminde toplumun ve veya toplumu yöneten erkin düşün anlamında ne kadar geri kaldığını ispatlamaz mı?
Hayyam’ın dörtlüklerini incelerken aslında Hayyam’ın amacının din, dindarlık veya başkaca bir uhrevi arayışın olmadığını yakalayamayan okuyucunun Hayyam’ı okumaması daha iyi olsa gerek. çünkü Hayyam’ın dizelerindeki temel amaç insan denen yarattığın yaşadığı yaşam diliminde insanın yaşam kalitesinin artması, gerçek dünya ile gerçek bağlar kurarak ayaklarının yere basmasını sağlamaktır.
günümüzde Hayyam’ın anlaşıla bilirliğine baktığımızda, onun yaşadığı coğrafya da anlaşılmasını bırakın, insanların hala cinsel ayrımcılığa tabi tutulmasının getirmiş olduğu bağnazlıktan kendilerini kurtaramamışlardır.
Hayyam’ı yaşadığı zaman diliminde toplumu yönetenler Hayyam’ı anlasa idi, belki de doğunun kurtuluş güneşinin ışıkları bu gün toprağı başka türlü ısıtırdı.
aslında bu gün bile Hayyam’ın anlaşılamaması, Hayyam’ın anlaşılmazlığından değil de, toplumu ve toplumun değerlerini sömürmek isteyen egemen güçlerin edepsizliklerinden kaynaklanmaktadır.
bu anlamda sermaye – siyaset öyle bir anlaşmışlardır ki, yılların birikimi olan işçi haklarını yok etme uğruna 12 eylül 1980 faşizmine yol açılmış, bu gün ise işçinin hakkı olan kıdem tazminatı kaldırılmak istenmekte. 12 eylül 1980 faşizminden en çok etkilenen halk olduğu halde tüm ağıtlar alçaklara ve alçakça düşünenlere yakılmaktadır. bu anlamda 12 eylül den sonra türeyen veya türetilen aydınlar toplumda bireyin gelişmesini önleme uğruna emperyalizme entegre olan sermayeyi eğitime enjekte etmekte hiç bir sakınca görmemişler, bu günde bu alçaklar, güya bir zamanlar yandaşları oldukları kesimin para musluklarını kesme uğru na sözüm ona dershaneleri kapatacaklarını terennüm eder oldular.
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,