Ey toprağın kutsallığı
Güzel kokular ver bana.
Esintiyle savrulan, alıçlar gibi.
Kızıla kaçmış alıçlar, açsın yüzünü.
Toprağa mühürlü tohumlar,
Acıyı keşfetmiş bir çocuk,
hüznü, dağlar gönlü boyunca.
Gevrek gevrek tüttürür bulutları.
Yakar bahtı kara mercanları.
Bu son olsun deniz, deniz ağlar ufkuna
Göğe Kapanan Ağaç
Karanlık bir rüyanın kıyısında uyandım,
rüzgârın dilsiz ninnileriyle
dallarımdan sökülen yaprakların ardında
sis gibi eriyen güneşi seyrettim.
Bugünde filizlenmiş ruhun ellerime.
Mühürlenmiş, tütsülenmiş ruhun başımı döndürüyor.
Kilitli kapıların buhranı, sayıklayın o geceyi, sayıklayın devranı.
Islak düşlerinden uyanıyor bedenim.
Bulanık bir zihnin fon eşliğinde damlattığı yaşlar.
Kapısı açık dünyamın içine düşüyor.
Bu bir kurtuluş, en sevindirici haber.
Şayet şükrü esirgemem ben.
kozmik pazar
Yine kuşandın kaderin o kadife pelerinini,
İç içe geçmiş nakışlarını, çözülmez ipliklerini.
Ezeli bir şarabın o mor denizlerinde çalkalanır nazarın
O Gözlerin, O dipsiz, O serkeş okyanus vurur nefesini tarifsiz kıyılarına
Ruhu ile şakacı bir çoban.
Evsiz barksızlara münhasır bir sohbet.
Ah! Kırlar...
Dağların verdiğine sahip olan.
Kulpsuz bir adamım ben, Tutamazsın beni.
Tek manevram bu benim.
Oyuk
Kafamda...
kör bir tenhada diri bir su.
Bakışlarım, ruhuma giden ırmakları bulandırıyor.
Ben mi bulandırıyorum,
Cıvılgan bir kuşun haykırışı bu
Dağlarda otlayan ruhani varlıklar
Gözleri kör gagası açık bekler onlar.
Kanadının kırıklığı geçmişinden kalma ruhani varlıklar.
Dokunmayın bana. Bendeki, ölümün ince
iplikleriyle donatılmış, kadifeden bir kefendir.
Beyaz, bembeyaz bir ruh, kök kurdunun
tutsak aşkını saklar bedeninde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!