azgın, insanlıktan nasibini almamış canavarlar,
nasıl kıyarsınız barışın ceylanına
bilmezmisiniz ölüm bir coşku halayıdır
vurulan her çocuk için
yüreklerinde nabız atışıdır,
sözlerinde dinmeyen bin yılların sevdasıdır
dısarda gürül gürül akan dünya
habersiz geçen zaman
içerde nasırlanmış ayaklar da paslı prangalar
kine dönüşmüş duygular, gün sayan özlem
akışı seyirle bekleyen özgürlük
bekleyeceğiz, özleyeceğiz, kavuşacagiz...
Birgün ben de öldüysem
Kefene sarılıp gömüldüysem
Karanlıklar üzerime çöKtüyse
Sanmaki seni unutacağım
Sen de birgün ölümü tadınca
soğuk bacasiz evlerde mi yaşamak
yoksa her tarafi renga renk köşklerde mi
bir yanda tüten acilardan yıpranmiş gönül
diğer yanda ise hep ayni
sahne bayat lanmış sevinçler
biri ben biri sen
Gün geçtikçe, geceler karadıkça
Yıllar geçtikçe. Ömür azaldıkça
Yüreğim dört duvar arasın da
Solmayacak bu özgürlük sevdası uğruna
Sanma ki kapılar kapansa
sevinirken beraber seviniriz,
ağlarken tek ağlariz
her birlikte yürür ama tek variriz.
bir dicle öyküsü gibi...
ne garipmiş be manalı hayat
Susturulmuş cığlıklarimin öfkesini yaşiyorum,
kimse duymuyor beni, acep ben demi ses yok
yoksa yaşadıklarımmı hiç birşeyi ifade etmiyor
bilmiyorum...
Çekildi yine battı battı aydınlık,
Çöktü apansız tanımsız karanlık
Oluşu verildi gecenin loşu
İnsan ve ağaçların gölgeleri her yer
Ayni hüzün, aynı elem, aynı keder
Alışılmış bir gece bir an...
Hep kış gelsin isterdim
İçimdeki ateş
Beni sogukta üşütmesin diye,
Bazen öyle derinliklere dalardim ki
Korkular sarardi beni
Üşüyordum
I.
Ölüm tutmuştu ensemden
Gel gel diyordu ha bire durmaksızın
Çığlıklar, zılgıtlar atılıyordu
Aze geliyordu diye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!