Kimsenin yazılan satırlardan bir şey anladığı yok. Aslında kimsenin hiç kimseden anladığı bir şey yok. Herkes sadece kendi sesini duyuyor ve herkes sadece kendine yaşıyor. Acılar çoğaldıkça insanlık azalırken insanlar da insandan uzaklaşıyor. Hep kendine yaşayan ve sadece kendini, kendi sesini duyan insanlar...
Kalabalıktayım hem de en orta yerinde ama bilsen ne çok yalnızım. Feryadımı sadece ben duyuyorum şehrin orta yerinde, milyonlar içinde. Sesim çığlık çığlığa iken kulaklarım da artık beni duymaz oldu. Sabır, sabırdan yana değil artık. Ağlayamıyorum utancımdan ama içime akıttığım gözyaşlarımın haddi hesabı yok. Doğrusu ben artık ben miyim, bundan bile şüpheliyim.
Sefil sevdam beni kendine mesken edinmiş, ne zaman bulsa fırsatı yüzüme ve gönlüme gelir; dağıtır ortalığı ve bir de beni. Kaç kezler onu kovduğumu gözlerim iyi bilir, saçlarımdaki beyazlar tanığıdır ölümümün. İçimin parçalarının kayalıklardan yuvarlandığına şahit olmuşluğum çoktur. Kalp namına bende bir şey kalmadığına artık eminim.
Çaresizlik ve her hayat soluğunda ıstırap, manasız bir tebessüm... Bu hayatın başka bir kanalının olduğunu kabullenirken ki sabırsızlık ve bazen de koca bir boş vermişlik... Orta yerinde şehrin, ölüyorum ey insanlar, beni duyuyor musunuz...
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta