Derdin çaresi yok ki var ölüm
İnsan ol insan oğlu yapma zulüm
Konuşmuyor konuşmaz ki dilim
Gülmesinler gülmesinler beni ağlatanlar
Şu dağlara bakarım birbirine ulalı
Sarmaşık gülü de dikene dolalı
Huzur vermediler ben bu köyde kalalı
Ağlasınlar ağlasınlar bana kötü diyenler
Ne bir gün gördüm ne de huzur buldum
Sabrettim hep ağladım durdum
Ne çocuğuma ne de eşime huzur verdin
Ağlasınlar ağlasınlar bana kötü diyenler
Hiç suçum yoktu kötü söylediler
Komşu büyük sözü de tutmadılar
Hep beni incittiler huzur vermediler
Gülmesin gülmesin beni ağlatanlar
Mevlanın verdiği canı Mevla alır
Bilmem bu dünya kime kalır
Elbette haklı haksızdan hakkını alır
Gülmesin gülmesin beni ağlatanlar
Kötüsün hayatın gider boşuna
Bir gün sen de gelirsin musalla taşına
Hakkımı helal etmem gelsen de mezarımın başına
Hep üzülsünler beni üzenler
Kaç gün ömrün var kötü söyledin
Belki sen de öleceğini bilmedin
Hep kötü idin ölenden ibret almadın
Neylesinler neylesinler beni üzenler
Çürümüş tenim dökülmüş bedenim
Var mı tutacak benim de elim
Helallesem de hakkımı konuşmaz ki dilim
Gülmesinler gülmesinler beni üzenler
Var mıdır derdimin ilacı
Teselli vermedi dostlar bacı
Hep günlerim geçti acı acı
Ağlasınlar ağlasınlar beni ağlatanlar
Ben de insanım benim de hakkımı verin
Derdim iyi olmaz yaram çok derin
Ben de giderim ha bu gün ha yarın
Ağlasınlar ağlasınlar beni ağlatanlar
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta