Bir tarla, çok sıcakça vurur korku tarlaya.
Kaplar ki toz bulutları ak pak olan gölü.
Kan, ter akar ve hep dolaşır gölgeler, kara
Kurtlar gibi kaplar kurak köyü!
Bir köylü, kazmalar çakıyorken soluk yüzü;
Toprakta ansızın kararır, ten soluklaşır.
Topraklanırdı gözleri, birden düşer gücü.
Korkunçça ufuklar da yaklaşır…
Eller nasırlıdır, köye güçlükle kum taşır.
Derken de başlıyor gece yağmur, olur çamur.
Artık adam adım atamaz, nasrı zorlanır.
Battıkça batar bir derin çukur…
İnsan mezarlığında uzaktan kokar buhur;
Gözlemlenir uzakta duran mutlu bir şato,
Baktıkça kirli camlara bir vahşilik vurur:
Danslar edilir, zorba bir balo!..
Şimşekte parlıyor şatafatlar saçan şato,
Kâbus misâli tablo: Kafeslerde târumâr…
Danslar ve şarkılarda çatırdardı bir vazo,
Tüm tarlaya -kar- yıldırım çakar!
Bir tablo: Titreyen aya kuşlar, hazin bakar;
Ağlar kafeste boş, anasız yavru bir köpek;
Kuzgun mezar başında dururken ağıt yakar.
Bir tablo: Ölür karda bir bebek…
Bir fâciâ… Solardı çiçekler acıyla pek,
Yoktur dışarda hiç gömecek bir alan bugün.
Kasvetli damlalar yere damlar, yanar felek;
Damlarda çökerler ki gün-be-gün…
Kuşlar, köpek, çiçek, kara kuzgun ölür… Bütün
Sarsar zemînle tarlayı beklenmedik zehir.
Dehşet veren öğün, içine canların bugün;
Korkan acı bir gürlemek verir!
Bir kral… Yanında bir sürü bekler esir vezir:
Kalpsiz bir alçaktır ki hayâlet ve hîlebaz!
Örter siyah bi' örtü. Demin ağlayan şehir
Çığlıkları artar ki pür avaz!
Tekrar doğar ki şehre ve toprakta pür ayaz.
Ruhlarda çınlıyordu şu gökler ve yok sühur.
Çarpar bi’ kamçı tarlaya çıkmazdı hiç beyaz
Sesler… Ki kulaklarda çukur…
Bir tarla, şimdi antikalardan harap durur…
Ürker soğuk kafeste ve şimşekte düş sesi.
Tüm kuşların boğukça nefeslerde kaybolur,
Tutsak ölen özgürce ezgisi…
Kayıt Tarihi : 23.2.2026 02:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!