Her şey zıttı içinde gizlenmistir. Çölün İçinde zem zem suyunun ve kâbenin gizlenmesi gibi , dünyalik tan fakir olan yerde anlam ,Mana ,sevgi dolu hazinelerin gizlenmiş olmasi bir mucizedir. Allah hazinelerini o hazinenin zıttı Hal örtüsüyle gizlemektedir. Ayette geçtiği gibi Hazineler viranelerde saklıdır. Veya tersi yaşanıyorsa , paylaşılmayan dünyalık çoksa, orada mana eksikliği vardır. Gecenin gündüzü örtmesi, kışın yazı örtmesi gibi , zorluklarda gelecek olan kolaylıkları örter . Umutsuz olmadan hayatın süprizlerini bekleyelim ve hiç bir kimseyi küçük gormeyelim , hiç bir zorluğu kalıcı olarak düşünmeyelim .Kim bilir bizim küçük gördüğümüz davranış belkide onun gizli, örtüsüdür. Bizim acı çektiğimiz sıkıntılar müjdelerin hazırlayıcısıdır. Acılarla olgunlaşmayan insan tatsız ham meyveye benzer Yetışdıkçe tatlanır.İnsanda öyle.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Amenna kardeşim, güzel tespitler..
Hayırlı çalışmalar.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta