Öldüğüm Gün Şiiri - Melih Karaslan

Melih Karaslan
4

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Öldüğüm Gün

İşte gittiler…
Bir dahaki gelişlerine yaklaşık yetmiş iki saat var.
Sonraki zahmetlerine yedi gün…
Yeterince gelenekçilerse kırk gün sonra kapım bir kez daha ve belki de son kez sessizce çalınacak.
Sıradaki hatırlamaları kalacak üç yüz altmış beş güne…
Hangi vefa dayandı ki üç koca seneye.
Hangi mahkûmun sevdası galip geldi on dört mevsime.
Günler sayanlar, çizik atanlar, takvim saklayanlar…
Hangisi sığdırabildi bir ömrü şu beton duvarların sıvasına.

Hatırlamıyorlar artık.
Bir an bile anılmayacak adım doğduğum, koştuğum, kazdığım topraklarda…
Sahi ne hatırlatır insanı?
Hangi hatıra yaşanmış kılar bir ömrü?
Mesela hiç yaşamamış olsa Yunus Emre-ki bu ihtimalde daha olasıdır.-
Hiç bir sefere çıkmamış olsa Süleyman…
Ne fark eder lâl olsa Edebali,
Sağır olsa Âişe annem, ne fark eder?
Ne olursa olsun yaşamalıydılar, yaşamalarına değer, ölmelerine değer bir ömürdü yazılanlar…
Bir ömürdü yaşadıkları, hatırlandılar.
Yaşamadılarsa bile yaşadılar,
Görmeseler de gördüler,
Bilmeseler de bildik…
Farz-ı muhal münker olsalar ezelden,
Kitaplara ebeden inkâr edilmeyecek bir hatır yazdılar…

Gel gelelim kısmetimize…
Onlarca ceviz ağacına çıkmış olsam da,
İncir yağında defalarca da yandıysam…
Bir ağaç düşümlüğü ölüm bile nasip olmadı çocukluğuma…
Nasip olmadı hatırlanacak bir ölüm, on sekizime, otuz üçüme…

İnsan bu ülkede nasıl yan kesicilerce katledilmez?
Nasıl bir doğru iş görüp de zindanlarda kanser olmaz bir adam?
Toprak altına düştüğümden beri düşünebiliyorum…
Nasıl olur da hemen hemen on yılda bir askerin sivile yahut da sivilin askere ve her ne olursa olsun meselenin sonunda Ankarada’kilerin hepimize doğrulttuğu namluların birisine hedef olmadan 54 yıl yaşamış olurum…
Aklım almıyor…
Bu memlekette dahi sıradan ölecek talihi nereden buldun be adam…
Nereden bir Dünyalığa düşüp de bu kadar korkak yaşadım ki ben?

Haşâ huzurdan uzak…
İlk soruyu ben sorayım.
Yarabbelalemin, boşuna mı öldüm ben?
Boşuna mı yaşadım…
Hangi nafile çalar saatlere uyandım?
Kimlerin kurduğu pusulardan beyhude kaçışlarımı yazdırdın kâtip meleklerine?
Kimlerin gönlü kırılmasın diye yaşadım ben?
Bir sızı olacaktım belki de anamın bağrında,
Anamdan bile evvel göçemedim,
Bir evlat acısı dahi olamadım...

Yaşadım mı şimdi ben?
Hangi pervanenin şalteri olmuşum?
Hangi balın zahteri?
Hangi dala konmuşum?
Hangi baharda solmuşum?
Hiçbir kitabın kapağında yazmamış adım,
Kimsenin yanına kâr bile kalmamış herhangi bir ahım,
Bilmem kaç milyarda bir bile olamamış,
Kendi mezarımı bile sulamamışım ben…

Affet ya Rab!
2 saf etmemiş namazım,
Hiç yankılanmamış ism-i şânı zikr-i niyazım,
Ne bir dirhem fayda ne de bir zerre ziyaım,
Okçular tepesinden bile kaçamamışım ben…

Melih Karaslan
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 13:18:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!