Okullarda İlahi Okutma Şiiri - Aykar Veli

Aykar Veli
64

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Okullarda İlahi Okutma

Okullarda İlahi Okutmak

Bu günlerde basın-yayın organlarında okullarda “ilahi okunması" ile ilgili tartışmalar yoğunlaştı. Bazıları okullarda ilahi okutmanın laiklik ilkesine ters düştüğünü, bunları uygulatanların arka plandaki niyetlerinin üzüm yemek değil bağcı dövmek olduğunu savunurken, bazıları ise okullarda ilahi okumayı manevi değerlere saygılı olmak olarak değerlendiriyor.
Her konuda olduğu gibi karpuz gibi ikiye bölünmüşe benziyor toplumumuz...
Bu konu ile ilgili 1993 yılından bir anımı paylaşarak, nereden nereye geldiğimizi okuyucuya bırakıyorum.

Kentimizin varoş semtlerinin birinde, yedi yüzü aşan öğrenci ve yirmi beş kadar öğretmenin bulunduğu bir okulda çalışmaktaydım.

Cumhuriyet Bayramı’ndan bir gün öncesiydi. Okul ve sınıflar süslenmekte, tüm öğrencilerle yapılacak bayram yürüyüşüne hazırlanıyordu. Okula gelince okul hoparlöründen bangır bangır ilahilerin yükseldiğini, mahallenin bu sesle çınlamakta olduğunu gördüm.

Ben ulusal ve dini değerlere titizlikle saygı gösteren, sapla samanı karıştırmayacak deneyim ve kültüre sahip bir öğretmendim. Benim eğitim bilgime, anlayışıma göre böyle günlerde ulusal marşlar, kahramanlık , yurt ve bayrak şiirleri okunmalı; ulusal bilinç pekiştirilmeliydi.

“Bu yayını kim yaptırıyor?” diye okul hizmetlilerine sordum. Onlar müdürün emriyle yayınlandıklarını ve yayının hizmetli odasından yapıldığı söyleyince hızla hizmetli odasına daldım. Kasetçalardan o hızla kaseti çıkarıp cebime koydum ve bahçeye çıktım...

Okul müdürü ve iki yardımcısı yayının “şark” diye kesilmesine şaşırmış olarak odalarından çıktılar. Öfkeyle, yüksek tonda hizmetlilere bir şeyler söylediler. Onlar da bahçede dolaşmakta olan beni gösterince, bana doğru yöneldiler. Yüzlerinden düşen bin parçaydı ve müdür bana sordu;
—Veli Hocam kaseti sen mi aldın? Yayını sen mi kestin? diye sordu.
—Evet kaseti ben aldım ve yayını da ben kestim!
—Hocam, heyecanlanmaya gerek yok, içeri girelim de bu konuyu orada tartışalım. Ne dersin?
Her türlü hinliği planlayıp, bir Ali Cengiz oyunu yapabileceklerinden kuşkulandım. Orada ummadığım bir oldu-bitti ile karşılaşabilirdim.
—Hayır burada konuşalım! diye kestirip attım!
Birbirlerine şaşkın şaşkın baktılar.
—Veli hocam oldu mu şimdi? Ne zararı vardı bu ilahilerin. Biliyoruz ki sen de seversin bunları, zevkle dinlersin.
—Bakın ilahiler zararlı demedim, konuyu saptırmayın. Ben de kandillerde, mevlitlerde, camide ilahi dinlemeyi severim. Yunus Emre’nin “Sordum Sarı Çiçeğe” ilahisine bayılırım. Ancak şu yaptığınızın yeri ve zamanı değil. Çaldığınız da abuk sabuk tekke, zaviye işi.

Gelen Cumhuriyet Bayramı. Burası tekke, tarikat, dergâh, medrese değil ki! Bir okul burası! Tam ulusal bir bayram arifesinde çığlık çığlığa okulda ilahi bağırtmak bana göre saçmalık, kendini bilmezlik dedim.
Sesim gür ve titrek çıkıyordu:
— Siz hiç Ramazan arifesinde, Kurban Bayramı arifesinde Mehter Marşı, Onuncu Yıl, Plevne, Dumlupınar Marşı gibi ulusal marşların camide çalındığını gördünüz mü? Duydunuz mu? diye ekledim.
—Veli hocam, biz bir sakınca görmedik, ondan yayınladık.
—Olayı saptırmayın! O sizin düşünceniz. Bula bula bunları mı buldunuz kardeşim! Yeri ve zamanı şimdi mi dedim.
Müdür emredici bir tonda:
—Kaseti verir misin? dedi.
—Bana böyle kanunsuz emir veremezsin. Ben Köy Enstitülerin kokusunu duymuş, öğretmen okulu tarlasında yatılı okumuş bir Cumhuriyet öğretmeniyim! Sizin gibi liseden çıkınca yıllarca boşta gezip, hızlandırılmış jet öğretmenlerden değilim! Yıllarca yurtdışında öğretmenlik yaparak pişmişim. Siz buradan Honaz Dağı’na kadar görürsünüz, Ben o dağın ardını da görürüm. Aramızdaki fark bu!
—Hocam, amma da uzattın, ver o kaseti, mevzuyu kapatalım
—Bu kaseti size vermem, veremem. Yarın Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gideceğim, olanı biteni anlatacağım, deyince müdürün açık tenli yanakları kızardı, alnı burcu burcu terlemeye başladı...
—Yapma Veli Hocam, uzatmayalım. Bir daha bu yayını koymayalım.

Bu arada bana doğru çaktırmadan yaklaştıklarını sezinleyip ne olur ne olmaz diye aradaki mesafeyi koruyor; kendimi her türlü olumsuz bir harekete hazırlıyordum.
—Bana yaklaşmayın, kaseti benden almaya çalışmayın, gözüm karadır, deyince duraksadılar, ses tonlarını alçalttılar..
—Veli Hocam bu olay duyulur, hele basına yansırsa okulumuz ve hepimiz için iyi sonuçlar vermez... Lütfen ver şu kaseti. Başkalarının diline düşmeyelim. Okulumuzu düşünelim, meseleyi büyütmeyelim, unutalım! Rica ediyoruz.
—Madem ki bu olayın duyulmasından çekinti ediyorsunuz, Demek ki siz de yaptığınızın doğru olmadığını biliyorsunuz. Sizin ne niyetle ilahi okuttuğunuzu biliyorum.
—Bu konuyu enine boyuna içeride konuşalım. Haydi gel içeride bir kahve içelim, ver şu kaseti lütfen.

Bu arada öğretmenlerin hemen hepsi çevremizi sarmıştı. Bahçede oyun oynayan çocuklar bile gittikçe hararetle yükselen sesimize kulak kabartmaya başlamıştı.
—Bir daha çalmayacağınıza burada tüm öğretmenler huzurunda söz verirseniz kaseti geri veririm. Bu olayı da deşelemem, dedim. (Keşke deşeleseydim.)
—Tamam söz! Söz veriyoruz, diye kekeledi müdür olan.

Kaseti cebimden çıkarıp verdim. Bizlerden daha yaşlı olan, her zaman vakarını, ciddiyetini koruyan bir bayan öğretmenin “Ne güzel oldu! Adam ufak tefek ama, çetin ceviz çıktı. Pusulayı şaşırdı bizim mollalar!" diye arkadaşlarına beni gösteriyordu.

“Ah, sevgili öğretmenim! Zamanla çetin cevizler azaldıkça ve sustukça türküdeki gibi “Başa geliyor olmaz işler!..” Başka ne diyebilirim! Anla beni!

Veli Aykar
27.02.2026

NOT:yazıma yorum yapan Avni Maden'in yorumunu ekleme ereği duydum

Veli beycigim. Senin milli bir bayramda milli duyguların zirve yaptığı bir günde,cocuklara günün anlam ve önemi anlatılması gerekirken (program dışı olarak )
okul yonetiminin kendince okuttugu bir ilahi karşısında gösterdiğin tepkin ile ne demek istediğin açık ve nettir.
Bunu bazı yorumcular bilmezler senin bir cami imaminin oglu oldugunu ,bilmezler senin ilahilerle buyutuldugunu, bilmezler gök Mehmet dayımızın kurtuluş savaşında yediği sarapneller parcalarini anlatarak büyüdüğünü konuyu kendilerine gore evirirler çevirirler seni din düşmanı olarak dahi ilan ederler, sen doğrusunu yapmışsın, senden de zaten bu beklenirdi yalakalık, tabakcilik canakcilik değil , zaten yapmamissin da .
Isteyen istediğini yazsın çizsin.
Sen cevap verme gereğini duyma derim .

Aykar Veli
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 00:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Okulda ilahi okutulması ile ilgili bir anı-1993

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Veli Aykar
    Veli Aykar

    Veli beycigim. Senin milli bir bayramda milli duyguların zirve yaptığı bir günde,cocuklara günün anlam ve önemi anlatılması gerekirken (program dışı olarak )
    okul yonetiminin kendince okuttugu bir ilahi karşısında gösterdiğin tepkin ile ne demek istediğin açık ve nettir.
    Bunu bazı yorumcular bilmezler senin bir cami imaminin oglu oldugunu ,bilmezler senin ilahilerle buyutuldugunu, bilmezler gök Mehmet dayımızın kurtuluş savaşında yediği sarapneller parcalarini anlatarak büyüdüğünü konuyu kendilerine gore evirirler çevirirler seni din düşmanı olarak dahi ilan ederler, sen doğrusunu yapmışsın, senden de zaten bu beklenirdi yalakalık, tabakcilik canakcilik değil , zaten yapmamissin da .
    Isteyen istediğini yazsın çizsin.
    Sen cevap verme gereğini duyma derim .

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)