Gurbet elde piştim, közüm kor oldu
Yalan sözle yoğrulmuş dostu gördüm ben
Bir selamlık canlar pazara doldu
Canın değeri kaç, sorup öğrendim ben
Bir avuç sevdayı harmana serdim
Rüzgâr esti, savurdu, sabırla derdim
Dizimde derman yok, yollara erdim
Yol bana ne dedi, susup öğrendim ben
İyi gün sofrası kalabalık olur
Kötü gün kapısı sessizce durur
Gönül dediğin kuş, telde yorulur
Uçmayı ne zaman bırakır, gördüm ben
Bir çay dumanında kaldı muhabbet
Bir çift göz yetermiş, meğer marifet
Sözün özü kısa, yükü ağır hasret
Azla yetinmeyi acıyla öğrendim ben
Ayna yüzüme bakar, söz söylemez
Kırık yanlarımı kimse eylemez
İnsana insandan başka el değmez
Kendi yarama kendim merhem oldum ben
Dost dedim, gölge dedim, güneş batınca
Gölge de kaybolur akşam olunca
Kırgınlık büyürmüş susup kalınca
Konuşmamayı değil, sabrı öğrendim ben
Bir sazın telinde titrer hikâyem
Her telde bir ömür, her nefes payem
Sevda yüküm ağır, gönül sermayem
Taşıyabildiğim kadarını öğrendim ben
Ne seven isterim, ne yalan sözler
Bir doğru yeter bana, bir de özler
Dünya döner durur, insan çözer
Aldana aldana insan olur, bildim ben
Kayıt Tarihi : 20.12.2025 17:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!