Beklemenin heybesinde oyulmuş doymamış binlerce öç çocuğun küskünlüğü vardı. Kırmızı hesaplar renksiz hayıfların buzlu esimlerine esintilerini ekliyor. İnatlarımızın eşeğinden düştük bir kere. Keçiler in yemini gibi değildi gidişin. Tavşan sevdası da değildi bizim ki…Ki tavşanlar on beş günde bir yavrulardı.Aylar oldu ay bakışından beyazlar yansımıyor
Bu canhıraş evrimleşmelerde aşk arılarının baharla dansı gibi geliyorum sana. Binlerce karınca aşk asfaltında ezilse de sürekli taşıdıkları mutluluk aynasından sana taranıyor yaralarım.Kıştan kalma kurumuş gül kokulu yaralarım var.Gizemini gözleyen destansı yunusun güvertesinden mavi bebekler olurdu sulara ve aşklara.
Kaçkınlarımın tuvalinde henüz akmayan gözyaşlarının mutluluk damlası işlenmiş olmalı ki bensizliğin ağlıyor.
vurdun kanıma girdin itirazım var
sımsıcak bir merhaba diyecektim
başımı usulca dizine koyacaktım
dört gün dört gece susacaktım
yağmur sönecekti yanacaktı




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta