Seni yine her zamanki ağacın altında, aynı saatte, bütün bir yaz mevsimi beklediğim gibi o gün de bekledim. Bu bekleyişin boşa olabileceğini düşünmemiştim hiç. Saatlerce bekledim gelmedin.
Ağaca döndüm baktım. Yaprakları sararmıştı artık. Anladım ki onun da bizim aşkımız gibi dermanı kalmamıştı. Hastalanmış, sararmış solmuştu. Esen rüzgarlara karşı koyamıyordu artık. Yine bir rüzgar esti ve dalından bir yaprak daha kopardı. Yaprak artık kimsesiz, eli kolu bağlı çaresiz, rüzgarın kollarına bırakıverdi kendini. Artık o, bahardan beri birlikte olduğu, kimi zaman yeşil rengiyle ona neşe katan, kimi zaman da sararmış yüzüyle derdine ortak olduğu o ağacın değil, nereye götürdüğünü bilmediği, kollarının arasında olduğu rüzgara aitti. Rüzgar da aldı onu, taşıdı taşıdı ve benim yüzüme bir tokat gibi çarptı.
O tokatla uyandım rüyadan. O tokat haber veriyordu mutluluk oyununun bittiğini. O tokat söylüyordu gerçeklere dönme vaktinin geldiğini. Ve yine o tokat anlattı bana senin beni nasıl uyutup, sonra da oyunbozanlık edip çekip gittiğini.
Akşam gelse derdin hep; geldi bile Akşam; bak, işte:
Bütün kenti kapkara örtüsüyle sarar karanlık,
Kimine kaygı salmış, kimineyse mut getirmiş de.
Ölümlü kalabalık, dışardaki pis kalabalık
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta