Yine kar,
her tanesi bir eski saat
yine kar
ve camlarda buğu…
Sokak lambaları, yalnızlığın tomurcukları
söner bir bir,
ellerim cebimde geçiyorum seni düşünerek
yokuşları.
Seni düşünmek,
bir bardağın dibinde kalan
ıslak halka,
ağır ve şeffaf.
Beyoğlu’nda akşam,
ışıkları sırılsıklam bir hüzün,
her vitrin bir albüm sayfası
sen yokken.
O kırmızı atkıyı görünce,
birden nefesim kesildi,
belki aynısıydı,
belki değil,
zaman böyle işte:
yanıltır, aldatmaz.
Biliyorum,
gelirsen büyü bozulur,
şu ıslak kaldırımlarda
ayak izlerin erir gider,
hayal, hakikate dönüşür
ve kaybolur.
Bu bekleyiş,
bu uzaklık,
bir şiirin son dizesi gibi
hep havada kalsın istiyorum,
tamamlanmasın.
Yokluğun bir harita,
varlığın bir kayıp.
Sen uzaktasın,
ben bu karlı akşamda
vitrinlerdeki yansımamla başbaşa.
Belki de aşk,
birbirine dokunmayan
iki yıldızın hikâyesi,
ışıkları buluşur sadece
yıllar sonra.
Zaman geçiyor,
kar yağıyor hâlâ,
Beyoğlu susuyor.
Ve ben,
cep telefonuma bakıp
yazmıyorum o mesajı,
çünkü biliyorum:
kavuşursak, büyüsü bozulur,
bu kar,
bu akşam,
bu bekleyiş…
Hepsi toz olur.
Kayıt Tarihi : 31.12.2025 05:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!