Uykuların kaçar geceleri,
Bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin kaybolduğu noktaya,
Delici bir uğultu başlar kulaklarında.
Ne ayağın halden anlar ne yüreğin.
Dönmez köşeden beklediğin gölge.
Onun unutamadığın hayali,
Içinden boşalan sigara dumanı gibi,
Terk eder gider kaybolarak.
Döner duvara çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek nasıl birşey anlamazsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Gururun, suçluluğun, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek nasıl birşey anlamazsın.
Düşlerde sevmeye başladığın gözleri,
Ararsın,
Bir gün anlarsın tadını.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek nasıl birşey anlamazsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran gerçeği.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Kayıt Tarihi : 5.7.2009 00:18:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!