Mekke’nin en soylu, en zengin kadınıyken,
Bir lokma kuru ekmeğe hasret kaldın boykotta.
Servetini İslam’ın sokağına dökerken,
Eridi o nazik tenin, o karanlık yollarda.
Kapına pislik yığdı o soysuz Ebu Leheb,
Ümmü Cemil yoluna dikenler serdi hep.
Sen sustun, sen sabrettin, sen "Rabbim" dedin,
Evlatların giderken bile isyan etmedin.
Kasım’ı toprağa verdin, Abdullah’ı ardından,
Bir ana yüreği nasıl dayanır bu yangına?
Gözyaşın içine aktı, kimse duymadı feryadını,
Sadece "O" (s.a.v.) üzülmesin diye sakladın acını.
Hira’dan titreyerek geldiğinde o Nur,
"Beni ört Haticem" demişti, kalbinde bin huzur.
Sarıp sarmalamıştın ya hırkanla cananı,
İşte o gün mühürlemiştin bu sonsuz sevdanı.
Ve gün geldi... Mekke sustu, kuşlar uçmaz oldu,
İslam’ın sığınağı, o koca çınar soldu.
Gözlerinde son bir damla, Efendimiz'e baktın,
Bütün bir ümmeti yetim bırakıp Hakk'a aktın.
Resulullah’ın elleri titredi kefenini tutarken,
O dağ gibi yüreği parçalandı seni örterken.
"Sıra bende Haticem" dedi, ağladı Sultan,
Sen onu örtmüştün, şimdi o seni örtüyor ey can...
Hüznün yılına gömüldü Mekke’nin her taşı,
Seninle bitti dünyanın en kutlu yoldaşı.
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 10.2.2026 20:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!