Günlerden Pazartesiydi
Aylardan Haziran
Saat on ikiyi çeyrek geçiyordu
İşte o an.
Belki bir karacaydı
Belki de bir ahu ceylan.
Ansızın, bir ok gibi
Kalbimi delerek geçti.
Kimdi bu gül yüzlü dilruba
Kimlerdendi, adı neydi
Nerden gelip nereye gidiyordu
Kimin nesiydi?
Tek bildiğim, saatteki açı
Seksen iki dereceydi.
İşte o an
Bir rüzgâr gibi
Ciğerimi sökerek geçti.
Bu bir ütopya değil
Ne bir serap ne de bir rüya
Yer çekimi yok olmuş,
Artık dönmüyordu dünya
O, ayın on dördü
O yedi kardeşli Süreyya.
Bir anda, yıldız gibi
Önümden kayarak geçti.
İşte o an unuttum,
Hatırımdaki her şeyi
İşte o ardıç kuşu o dağların gazeli
Bakışıyla Leyla’yı kıskandıran,
O güzeller güzeli.
Kınalı keklik gibi
Yanımdan sekerek geçti.
İşte, o yaz günü karşıma çıktı,
Sanki bir yağmur sonrası gökkuşağı
Belki erken çıkan çoban yıldızı
İşte o Haziran Ayı’nda,
O meçhulün kızı
Nemrudi bir ateş gibi
Benliğimi yakarak geçti.
İşte oydu,
Yıllardır aradığım,
Gündüz hayalini kurduğum,
Gece düşümde gördüğüm.
Dünya mı karardı,
Yoksa ben mi kayboldum?
İşte o öğlen vakti,
O bahar gülü,
Ben yokmuşum gibi
Öylesine bakarak geçti.
Ardından gidemedim...
Umut köprümü yıkarak geçti.
Kayıt Tarihi : 18.3.2026 16:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!