Bir sükût indi semâdan, kalbim oldu mihrâb,
Sirr-i vahdetle dolu her nefesim, her hitâb.
Kün emrinden süzülen bir ezelî nida var,
Rûhumu secdeye çağırır o ilâhî gubâr.
Ben ki bir zerreyim amma içimde umman gizli,
Her damarımda akar aşk-ı ezelînin izni.
Fânîyim, lâkin içimde bekâdan bir haber,
“Men aref” sırrına erdim, sustu cümle keder.
Geceler seccade serdi önüme leyli-kadîr,
Her yıldız bir dua, her karanlık bir tefsîr.
Hicranın ateşiyle pişti bu ham cân u ten,
Nâr-ı aşkta kül oldum, doğdu benden yine ben.
Ey nefs! Senin adın hevâ, yolun zulmettir,
Sana uyan her adım Hak’tan bir hicrettir.
Ben seni terk eyledim, fena’da yokluk buldum,
Fenâdan bekâya geçtim, “illâ Hû”da durdum.
Arş ile ferş arası bir nefeslik mesâfe,
Ârif olana yakın, gâfile bin fersâhe.
Ben aynada kendimi değil, Cemâl’i gördüm,
Suret yıkıldı gitti, mânâ ile dirildim.
Bu sözüm şiir değil, kalpten taşan bir âh’tır,
Her mısra bir secde, her kelime bir şâh’tır.
Eğer bir taç takarsan bu fakîr mısraya,
Bil ki o taç emanettir Rahmân’dan dünyaya.
Kayıt Tarihi : 23.1.2026 15:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!