Bir tren çığlığında ansızın
Kestim saçlarımı bu gece
Saçlarımı kestim sevgili
Şimdi oynak bir rakkesenin
sencil kahkahalarında savruluyor tül tül
an’ların üzerine
Daha dün gibi sanki
annemin yüksek ökçeli ayakkabılarıyla
antrenin çinilerinde yürüyüşüm
fularlarını küpelerini takıp
gizlice aynada kendimi seyredişim
ve karşımda anne ben büyüdüm artık
Bekledim,
içimdeki maviler siyaha döndü,
bekledim,
omuzlarıma yılgınlıklar çöktü,
gözlerimde yağmur yüklü bulutlar,
bekledim,
Gülün buğusu üzerinde gülüm
acele niye
vakit dar değil
çok erken gitmelere
dur bekle
asiliğinin inadını kır bir kere
Yürüdüm,
karda, boranda, pusda,
yürüdüm,
toprakta, suda, çakılda,
acıdım, kanadım,
gözyaşım avuçlarımda,
Dolunayın gümüşle dansında
yakamozun mahremiyetindeyse deniz
ne bilinir ki hasret
ne görülür ki özlem
kuytudan bi haberse
Kuruyanların yerine
rengarenk çiçekler ektim bugün
ruhumun karasına mavi
gözlerime yeşil
ellerime toprak sürdüm
Az önceydi
Mavisine kapılıp gittiğim
İçinde bin türlü hare
Sözünde türlü gizem
Yüreğindeki yerimi bildiğim
Zamanı soyunan o yırtık urbanın içinde, göçebe bir yankıyla mırıldanan, gözü âmâ, dili lâl, yüreği okyanus beşer, soluklan…
Kelimelerini giy üstüne
Ağustos sıcağında, kızgın buz’da
Üşüyorsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!