Dergâh-ı izzetine, bende kıldın bu canı,
Lütfunla ayan ettin, ol sırr-ı pinhânı.
Uşşaki bahçesinde, güller açar aşk ile,
Zikr-inle şâd eyledin, şu mahzun-u giryânı.
Kadem bastık bu yola, kalbi sildik sivâdan,
Himmet bekler dervişin, ol Şâh-ı Enbiyâ’dan.
Pervaneyiz şem’ine, yanmaya geldik bugün,
Kurtar bizi ya Rabbi, nefs-i emmâre, riyâdan.
Fenâ bulup bekâya, ermek diler bu gönül,
Aşkın deryâlarına, girmek diler bu gönül.
Pirânın eşiğinde, baş koyup da bekleriz,
Vuslatın gülistanın, dermek diler bu gönül.
Aşk-ı yâr ile yanan, nârı neylesin artık?
Nûr-u Hak’la boyanan, ârı neylesin artık?
Uşşaki devranında, mest ü hayran olanlar,
Dünya denen şu fani, kârı neylesin artık?
Cismini nâr-ı aşkla, eyleyip hâk ü yeksân,
Lütf-u ihsânın diler, bu fakir-i perişân.
Vuslat-ı Cemâl’ine, müştâk olan bu rûhu,
Kıl şefâat yâ Rabbenâ, eyleme hırmân-ı hüsrân.
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 10.2.2026 15:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
1. Bölüm: Davet ve Gizli Sır Dergâh-ı izzetine, bende kıldın bu canı / Lütfunla ayan ettin, ol sırr-ı pinhânı... Burada kul; "Ey Allah'ım, beni yüce huzuruna kul kabul ettin. Kimsenin bilmediği o gizli manevi sırları (aşkı ve marifeti) lütfunla bana gösterdin. Uşşaki yoluyla gönlümü sevindirdin," demektedir. 2. Bölüm: Arınma ve Himmet Kadem bastık bu yola, kalbi sildik sivâdan / Himmet bekler dervişin, ol Şâh-ı Enbiyâ’dan... Bu yola adım atan derviş, kalbindeki Allah'tan başka her şeyi (masiva) temizlemiştir. Artık tek gayesi Peygamber Efendimiz'in şefaati ve yardımıdır. Nefsinin kötü arzularından ve gösterişten (riya) kurtulmak için dua etmektedir. 3. Bölüm: Yoklukta Var Olmak (Fenâ ve Bekâ) Fenâ bulup bekâya, ermek diler bu gönül / Aşkın deryâlarına, girmek diler bu gönül... Dervişin en büyük arzusu, kendi benliğini Allah'ın varlığında yok etmek (fenâfîllah) ve O'nunla ebedi hayata ulaşmaktır. Dünya bahçelerini değil, ahiretteki vuslatın bahçesini özlemektedir. 4. Bölüm: Dünyadan Vazgeçiş Aşk-ı yâr ile yanan, nârı neylesin artık? / Uşşaki devranında, mest ü hayran olanlar... Allah aşkıyla yanan bir kişi için artık dünyanın ne ateşi korkutucudur ne de malı mülkü değerlidir. O manevi bir sarhoşluk (mest) ve hayranlık içindedir; dünyanın gelip geçici kârıyla ilgilenmez. 5. Bölüm: Final ve Vuslat (Osmanlıca Dörtlük) Cismini nâr-ı aşkla, eyleyip hâk ü yeksân... Bu kısım şiirin en duygusal ve ağır noktasıdır. Derviş der ki: "Vücudumu aşk ateşinle yerle bir ettim (gururumu yok ettim). Senin o güzel yüzünü görmeye (Cemâl) can atan bu ruhu, kapından boş çevirme (hırmân-ı hüsrân). Bana acı ve şefaat eyle." Özetle: Şiir, "Beni benden al, Sana ulaştır," diyen bir dervişin yakarışıdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!