Hep penceremdesin çoban yıldızım
Şavkın vurur gecem döner gündüze
Canlanan hülyamda parlar yaldızın
Zifiri geceler bağlanır düze
Seyri âlemine çıktım bu gece
Sen benim içimdesin
Ta yüreğimin içinde
İstesen de çıkamazsın
Çeliktendir kafesim
Esir ettim seni
Bunu bilesin
Düşündüm, taşındım giriştim söze
Yine de tarifin zor Gökçedere’m
Duaya sığındım, biraz da öze
Başladım yazmaya dur Gökçedere’m
Hayallere dalıp geçmişi andım
Saklarken sevdamızı kaç hazan geçti bilmem
Bunca geçen zamanda zehri kim içti bilmem
Duygunun doruğunda kim neden kaçtı bilmem
Sebebi hikmetini fırsatı bulunca yaz
Mektubunu beklerim, gün sabah olunca yaz
Gidenin gelenin var, hadi durma hanedan
Ağırla misafiri; ördek ile kaz ile
Ağlayan gülenin var, sebep sorma hanedan
Sen, neşelendir dostu; dümbek ile saz ile
Kin kasavet nedir ki gönüller akan sudur
Yârim güzelliğini mihman edem zar edem
Ela gözler üstünde kaşlar olmuş yay gibi
Başım gözüm üstüne senden nasıl ar edem?
Kirpiklerin ok olmuş kalbi eder zay gibi
İnci, inci dişlerin, ne de güzel ellerin
Ömürden gitti yine kocaman bir yıl daha
Ne de çabuk akıyor zaman denen bu mefhum
Kadrini bilenlerde vakit nakitten paha
Her bir derdi döküyor zaman denen bu mefhum
Zaman içinde zaman akıp gider bir zaman
Biz yine karıştık, yine bozuştuk
Aramıza nifak sokuyor deyyus
Durduk yere bilmem neden kızıştık?
İnan bizi bize takıyor deyyus
Kalkınmaya tuzak kuran kurana
Üç günlük dünyada beş mi ararsın?
Al benden sana on, hadi bakalım!
Akıbetin ölüm, boşa sararsın!
Açgöz, göster toku dedi bakalım!
Canhıraş gayretler nafile bence
Davara…
Maho gitti davara
Gülnaz koştu peşinden
Allah vere de o da vara
Verin…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!