Yıllar önce öğrenmiştik okulda,
Kelimeler devrik de olsa,
Her cümlenin sonuna,
Mutlaka konulurdu nokta.
Düşünüyordum,
Başka nerelere konulurdu bu nokta?
İnsan, öldüğü zaman da,
Nokta koymuyor muydu kendi sonuna?
Ya kıyamet koptuğunda alemde,
Noktalanmayacak mıydı her şey dünyada?
Kerem ile Aslı’nın,
Leyla ile Mecnun’un,
Aşklarının sonuna da,
Konulmamış mıydı sanki,
Kocaman bir nokta.
Şimdi, herhangi bir kitabın,
Herhangi bir sayfasındaki,
Herhangi bir nokta bana,
Yaşanan gizemli aşkları, sevdaları,
Yanan, tutuşan, köz olan kalpleri,
Birbirlerine bir türlü kavuşamayan
Sevenleri hatırlatır.
Bir de,
Gözümden düşen
Nokta misali gözyaşlarımı...
En çok da seni...
Adın üç hece...
Sen, çözemediğim bir bilmece...
Ne zaman seni düşünsem,
Bana senli günleri hatırlatır,
İçime bir hüzün çöker,
Kim olduğumu unuturum,
Aklımda sen varken...
Dokunsalar oracıkta ağlarım,
Yanaklarımdan ılık ılık dökülen yaşlar,
O an yüzümde buz gibi donar,
Dudaklarımda acı bir tebessüm kalır,
Dilimde, unutamadığım adın...
Nokta...
Vecdi Murat SOYDAN
Kayıt Tarihi : 1.05.2004 01:46:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sefasını eller sürüyor, cefası bana kaldı. Artık hiçbir şeyinim ben. Bunu düşünmek ne acı...




TÜM YORUMLAR (3)