Bugün yine
Aynı yastığa baş koymadık
Sen öteki koğuşta,
Ben avlunun kıyısında —
Geceden eksik, sabahtan uzak
İkimizin arası
Bir turnike sesi kadar
Bir volta adımı kadar uzak
Ama özlem dediğin
Çeyrek ekmekle paylaşılır bazen
Yine de doymam
Nöbetçi ranzadayım
İçimde nöbetçi bir dua
Ne tam uyanığım
Ne tamamen düşteyim
Zaman burada
Gecikmiş bir ziyaretçi gibi
Kapının önünde bekler
Saatin akrebi bile
Usulca yürür —
Fark edilmemek için
Kilit sesinden tanırım geceyi
Her “şak” bir anıyı keser ortasından
Ayak seslerinden bilirim hüznü
Ve gözlerinden —
Sen daha gelmeden
Anlarım kaç gece ağladığını
“Bugün nasılsın?”
demek için mektup yazılmaz, bilirim
Ama ben yazıyorum
Bir çay kaşığı umut bırakıyorum sabaha
Görürsen karıştır, iç
Isıtır belki içini
Kırılmasın sesin
Bazen bir kelime
Sürgünü bitirir
Bir çay demliğiyle gelir özgürlük
Buharında saklıdır sevda
Ekmek sırasından seslenir belki
Ya da tel dolaptan
Nöbetçi ranzada tutulur
Bir şairin uykusu
Ve orada başlar
Adı konmamış isyanlar
Sürülmüş cümleler
Duvar aralarına sıkışmış heceler
Birer mermi gibi
Sıralanır dudak ucunda
Gözlerin —
Bir yangın yeridir şimdi
Küllerini biliyorum
Bir gece daha eksilse de
Bir gülüş daha artar yarına
Sen hep aynı cümleyle gelirsin rüyama:
“Geçecek.”
Ve ben
Nöbetçi ranzada
Her gece seni
Bir çay kaşığı umutla beklerim
Kayıt Tarihi : 30.7.2025 09:59:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!