Yıl Dokuz yüz on dokuz, gün Mayısın on beşi,
Sergilendi Ege'de işgalin en kalleşi;
Yılan gibi yaklaşan düşman gemileriyle
Karartıldı İZMİR'de bağımsızlık güneşi!
Tutsaklık utancının kan kusturan hançeri
Bilim ve sanat kokan bir ortamda yetiştin
Okumanın zevkine küçücükken eriştin
Çapraşık problemler ile alay ederdin
"İlkokul 1"de iken son sınıfa ders verdin
Cumhuriyet'le aynı yılda duyuldu sesi,
Ebubekir Hazım Tepeyran idi dedesi;
Fransızca öğrenip Rönesans'ı kokladı,
Ortaokulda iken doğdu yazma hevesi.
ÖYKÜlere doğru yola koyuldu,
Öğrencilikte başlar özverisisi hekimin,
Zor olanı seçmiştir erdeme varmak için,
Gönüllü tutsağıdır bir bilimsel çekimin;
Özdenetim ürünüdür hekimler...
Tıp bir deniz, günden güne yükselen,
Sevgili ATA'm, lütfen kızma bana,
Yıllar, yıllar sonra ilk kez bu 10 KASIM'da
Ağlamak istiyorum kana kana...
Öylesine zorlandı, öylesine gerildi ki son yıllarda,
Son direncini de yitirip kopmamak için
Boşalmak zorunda çelikten sinirlerim!..
Ey şanlı TÜRK GENÇLİĞİ, başta gelen görevin
Bekçiliğini yapmak yüce CUMHURİYET'in
BAĞIMSIZ CUMHURİYET sonsuza dek sürmeli
Budur geleceğinin tek ve sağlam temeli
Ben, Mustafa Fehmi KUBİLAY,
Yirmi dört yaşındayım;
Henüz ilkbaharındayım yaşamın,
Kökleri burgu gibi, dalları kıpır kıpır,
Yaprakları tiril tiril bir fidanım...
Doğuş için bir kaynağa gerek var,
O kaynakta en duyarlı yürek var;
Erdemini sığdıramam tek güne,
ANALARın eseridir asırlar.
Şölenlerde, toylarda, sevgi tüten ocakta,
Birleşmiş Milletler'in Küresel Tilkileri
Sinsi emellerinden adım atmıyor geri
"1 Eylül BARIŞ GÜNÜ" diye ilan ettiler
Sonra da o kavramı bilerek kirlettiler
TÜRK DESTANLARInda yaşar adımız,
OĞUZLARa dayanır ecdadımız;
"Yürüyen TÜRK" YÖRÜK diyorlar bize,
Türklüğüyle gururlanan canlarız.
MALAZGİRT ZAFERİ'yle girdik Anadolu'ya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!