Gecenin ikisi…
Bir harabe gibi yıkıldım içimde
Nisanın on sekizi hâlâ benimle
Gururumu ayaklarımın altına serdim,
O an…
O itiraf…
“Geç kaldım,” dediğimde
Ben kendime çoktan yenilmiştim.
Ellerim titrerken,
Dudaklarına değil,
Kırılmış bir hayale dokundum belki.
Yine de öpmeye devam ettim…
Bir parçamdı sanki,
İçimi yaksa da
Sessizce sarıldım izine.
Sabah hiç olmadı bana,
Ne o gün,
Ne de o günü hatırladığım bugün.
Her gece aynı sahne,
Her rüya bir kabus gibi
Soğuk terlerle bölündü uykum…
O ana saplandım,
Sanki zaman orada dondu.
Kendimi yiyorum sessizce,
Bu sadece bir hata değil,
Bu… kendime ettiğim en büyük haksızlık.
Unutulmuyor bazı anlar,
Bazı insanlar değil,
O anın bıraktığı iz unutulmuyor.
Çünkü bazı acılar
Deride değil,
Ruhun en kuytusunda kanar.
Kayıt Tarihi : 3.7.2025 01:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
O gece genç kadın hiçbir şey söylemeden, ama her şeyi hissederek yanına uzandı. Bile bile, gururunu ayaklarının altına alarak, hâlâ sevdiğini düşünerek... Ve öptü. Sadece onu değil, geçmişi, anıları, o sevgiyle dolu eski hâlini. Genç adam sessizdi. O ânın nereye varacağını bilmiyordu ama bir yanıyla pişmandı, bir yanıyla donuktu. Sabah olduğunda genç kadın yataktan kalkmayı istemedi uyumamıştı da zaten , yastık hala sıcak ve ıslaktı soğumam için yaptı diye düşünüp kendini kandırıyordu. O bana bunu yapmaz diyip inanmaya çalışıyordu. Gözyaşları sıcaktı, kalbi taş gibi ağır. O günden sonra her gece o anı rüyasında tekrar yaşadı. Her defasında soğuk terlerle uyandı. Ve her sabah kendine aynı cümleyi fısıldadı: "İz bırakanların mutlu izleri unutulmayacaktı."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!