O, bulutların hırçın kıvrımlarında saklı bir firari.
Tutuyorum Nikolas’ın bakışlarını,
göğün köpüklü dalgalarında saklıyorum.
Eğilip itinayla çiziyorum göz pınarlarını;
dilsiz suyun uğultusu aksın diye oluklar yerleştiriyor
ve başlatıyorum gür şelaleleri.
Mutlak olan rüyalarıma devşiriyor pençelerini.
Yakarışlar işitiliyor ağaçların arasından;
yağmur ormanlarının ilahi sesi
ruhumuza fısıldıyor.
İşte şimdi uluyor bir tanesi;
herkesi uyandırıyor ve vahşi kurtlarımı dansa kaldırıyor.
Yalnızca bu diyarda buna "rüya" diyor ölümlüler.
Bazıları da "Rüya bir ölümdür," diye yazıyor bu diyarda.
Büyük bir iştahla
saçıyorum aşağıya infilak tohumlarımı;
toprağa çarptıkça patlıyor.
Patla!
Patlayış,
çiçekler saçıyor karabasanlı gecelere.
Söküyorum gönüllerde fosilleşmiş kalıntıları,
kurtarıyorum ifritlerinden
sessizce.
Uyandırıyorum ruhları acı dolu rüyalarından.
Uyanışlarla
sahipsiz kalmış rüyalar,
istila ediliyor tarafımca.
"Artık burası benim kırçıl tarlam,
kurtlar yaşar diyarlarımda," diye fısıldıyorum yağmur ormanlarına.
Kurtlardan bir tanesini tutup sıyırıyorum etinden;
sıyırıp alıyorum kalbindeki açlığı,
o leş sancısını.
Bu işimi de tamamlayınca
atlıyorum bir devin sırtına.
İleri!
İleri!
Yalnızca gri kurtları dik yamaçlara sürüyorum;
çünkü yalnızca gri kurtlar seviyor Nikolas’ın ağıtlarını.
Bu bir mükafat;
gözlerime bakıp uluyor sessizlikleri
ama nafile bu yakarışlar.
Bugün onun gözyaşı vaftizdir.
Ağlamalı ki sağır ormanlar boğulsun bu kutsal kederde,
ağlamalı ki yansın bitsin bu dünya
ve dünya, kendi vahşetinin sularında yeniden uyansın!
Her şeyin bir sebebi var;
özellikle yağmurların ve Nikolas’ın gümüş rüyasının.
Kayıt Tarihi : 16.2.2026 03:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!