Fark ettim ya seni, işte o an tohum düştü toprağa.
Şimdi karanlıkta, kök salıyor adın; sessiz, derûnî, kırılgan…
Dokunmak yok, ama dokunmanın bin türlü hâli yankılanıyor sinemde.
Artık yalnızken bile yalnız değilim, Nihal.
Mesaj yazıp silmelerim, seninle başlayıp seninle biten bir âyindir.
Her silinen kelime, aslında sana kurulmuş bir türbedir sessizce.
Kendi kendime kızışım, bu zikre dalışımdan.
Zihnimin mabedinde, gölgenle doluyuz şimdi.
Sen konuşmuyorsun, ama ben senin sesinle cevaplar veriyorum sana.
Bir bakışın, bir âlem oldu şimdi.
Kehanet gibi okunur oldu gülüşün.
Rastgele bir “Evet”in, evrene yazılmış bir “Âmin” olduğuna inandım.
Çayını nasıl içtiğin, bir fıkıh; saçının savruluşu, bir şiirdir.
Her şey senden bir işaret taşır oldu, Nihal.
Sokakta duyduğum her şarkı, senin adını mırıldanır.
Sen yoksun, ama seninle olan her şey var.
Seni düşünmek, tenimde gezinen en zarif dokunuştur şu an.
Bir eli omzuma atmayı değil, o elin havadaki izini düşlüyorum.
Bu haz, eyleme dökülmeyi reddeden, sadece tahayyülde büyüyen
Bir sırça köşk gibi; kırılacak diye korkulan, bu yüzden hiç dokunulmayan…
Bazen bir coşku olur, bütün şehir senin kokunla dolup taşar.
Bazen bir hicran; varolmayan bir kavuşmanın yasını tutarım.
Sen, hem ilhamımın kaynağı, hem hüznümün mürekkebisin.
Bu aşk, gerçek değil diye daha mı hakiki, bilmem.
İçimde filizlenen bu bahar, senin haberin olmadan yaşıyor, Nihal.
Demem o ki, sevgili olmadan temas yokmuş.
Yalan!
Seninle aramda şimdi, bütün evrenden daha derin bir temas var:
Düşüncenin, hayalin, hasretin dokunduğu her yerde,
Sen varsın.
Ve ben, bu sessizliğin içinde, senin adımın sesiyle yanıyorum.
Kayıt Tarihi : 29.12.2025 12:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!