Düştü karanlık,
yüreğimdeki kapı kilitlerini kırdı.
Her zifir, bir kandilin fitilini yakmaya vardı.
Sen, Nihâl, gizli bahçemin sırlı meyvesi,
tenimde ayet ayet okunan bir ilahi nefesin.
Dokunuşun âlemleri döndüren sessiz bir zikir;
parmak uçların, kalbimin mihrabında duran rahmet.
Bu aşk, bir suretten öte,
senden sızan nûrla yıkanmış bir hakikat denizi.
Her busen, bir âlem gecesini aydınlatan şafak.
Bedende değil, ruhta yanan bir ateş bu;
yanışım, yok oluş değil, var oluş coşkusu.
Tenimde gezinen ellerin,
sırlı nehirler gibi akıyor içimdeki gizli şehre.
Her temas, bir remiz; her nefes, bir dua.
Karanlık perde perde açılıyor,
her açılan katmanda seni daha derinden duyuyorum.
Bu kavuşma, bedenlerin değil,
ruhların ezeli dansı;
bir zerrede bütün bir kâinatı taşımak...
Nihâl, seninle her an,
gizli bir âyinin vecdindeyim.
Bu aşk, metafiziğin zarif dokunuşu;
ruhumun seninle yaptığı sessiz, tutkulu konuşma.
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 23:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!