Taşıdı yükünü Nihal, bırakmadı elinden,
Ama artık her zerresi, dönüyor felek ile aynı anda.
Bir gül ki, dikeninde hem sızı, hem şifa saklı,
Kökü toprakta, kokusu Hakk’ın nefesinde.
Yük değil miydi zaten aşkın kendisi?
Taşırken Nihal, her bir çileyi bir inci yaptı.
Sırtında kâbe, gönlünde meyhane;
Bir yanda secde, bir yanda şarap tüten bakışı.
Denge dediğin, iki uçurum arasında bir çizgi.
Bir ayağı çamurda, biri arşın yıldızında.
Âlem onunla nefes alıyor şimdi:
Her solukta bir “Hu”, her bakışta bir ateş.
Kalbinde bir remil: hem düğüm, hem çözüm.
Dokunduğu her şey, can bulup kıvranıyor.
Susuzluğu, ırmağa dönüştü;
Izdırabı, kudretten bir kamçı.
İki âlem arası ince bir bıçak sırtı.
Nihal orda; ne düşmüş ne kalkmış.
Taşırken yükünü, hafifledi yükü;
Çünkü aşk, en ağırı en nurani kılandır.
Yaklaşma, yanarsın!
Uzaklaşma, donarsın!
İşte böyle bir mızrak başında
Dönüyor gönlü, sema edip duruyor.
Bitti mi? Bitmedi.
Taşıyor hâlâ, ama yük artık kanat.
Dengede bir nar tanesi:
Kabuğu zahir, çekirdeği sır, suyu aşk.
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 21:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!