Sessizliğin göbeğinde bir güvercin kanat çırpıyor,
Toprak, ayak izlerini sıcak bir sır gibi saklıyor.
Nihal… İsmin, bir buğu hâlinde yükseliyor topraktan,
Her adımda çiçeklenen zaman.
Gecenin koynunda bir yıldız eridi,
Ateşi düştü Nihal’in sol göğsüne.
Teninde ayın bedeni titredi,
Bir nehrin ağzında, iki kıyı birleşti sessizce.
O yürüdükçe, taşlar yumuşar,
Kökler suya doğru ağlar.
Toprak, onun basışıyla kanatlanır,
Gizli bir bahar, çatlaktan sızar.
Dokunuşu; bir dua kadar derin,
Bir narın yarılışı kadar cömert.
Avuçlarında, yiten geceye dair
Bir şafak saklı, terli ve ürkek.
“Yol” dedi, “kalbimin içinden geçer,”
“Susmak, en eski şarkıyı söylemektir.”
Ve her soluk alışında,
Dünya, tohumunu ıslattı biraz daha.
Aşk, bu değil mi zaten?
Yokluğun sesini, varlığın sıcaklığıyla örmek.
Nihal, sen yürürken,
Toprak anlar ki; her kavuşma, bir çözülmedir gökten.
Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 22:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!