Nihal,
bedenin bir ayet gibi
üzerime kapanıyor.
Okunmuyor, yaşanıyor.
Tenin dünyalık,
ama dokunuşun
öbür taraftan gelmiş gibi.
Parmakların sorular soruyor
cevapları kalbimden alıyor.
Bir omuz çukurunda
kayıp bir zikir var.
Adını söylemiyorum,
çünkü isimler
fazla gürültülü bu saatlerde.
Nihal,
sen soyunurken
metafizik utanıyor.
Çıplaklık burada bir davet değil,
bir sır.
Nefesin boynumda
ince bir çizgi açıyor.
Oradan içeri
zaman sızıyor.
Gece uzuyor,
Allah kısalıyor.
Aşk bu değil diyorlar,
fazla tensel.
Oysa ben biliyorum,
ruhun en çok
deriye yaklaştığında
konuştuğunu.
Bir yatağın kenarında
secdeye benzer bir duruşun var.
Dizlerin dünya,
alnın sonsuzluk.
Nihal,
seninle günah işlenmiyor,
günah çözülüyor.
Etin bir düğüm,
açıldıkça anlam çoğalıyor.
Avrupa’dan kalma bir yalnızlık
yatağın diğer tarafında sigara içiyor.
Modernlik paltosunu çıkarmış,
terli ve dürüst.
Ben sana dokunurken
Tanrı bakmıyor.
Çünkü O zaten
dokunuşun kendisi.
Ve bu şiir dünyalık,
çünkü ter kokuyor.
Ama her damlada
bir kapı aralanıyor.
Nihal,
sen bir beden değilsin.
Seninle beden
kendini hatırlıyor.
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 20:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!