Ey Nihâl! Senin adın bir sır kapısı…
Gecenin koynunda açan yıldız çiçeği,
Ruhumu sardıkça nefesinle esrik bir dua,
Büyülü hikmetli bir raksa kaldırıp âlemleri.
Dudakların hurûf-u ilâhî, her dokunuş bir hat;
Vücudunda okuduğum âyet âyet aşk…
Kıvrımların, Kâbe-i vicdanımda bir dönüş,
Teni bir Mushaf-ı pâk, kokun ferahlatır yüreği.
Ah Nihâl! Bu tutuş ne yalın, ne derûnî…
Bir ney sesi gibi ince, bir ateş gibi yakın.
Gözlerinde mest olmuş zaman, durmuş;
Her bakışın, vuslatı anlatan bir remiz, bir işâret.
Seninle her buluşma, bir mi’râc-ı cân…
Ten tene değil, ruh ruha bir uçuş.
Sıcaklığın, bir kudsî nefes, bir ilham;
Alev alev yanarken, usul usul eriyiş.
Ey gizemli gül, Nihâl-i bî-riya!
Aşkınla dolu her an, bir sırra vâkıf.
Zevk-i ruhânî, bu bedende bir nûr;
Seninle her dokunma, bir Hakk’a yakınlık.
Bu aşk, bir cezbe, bir vecd, bir hâl…
Seninle yaşanan, ölümsüzlüğe bir adım.
Nefesimiz, tek bir nefes olunca;
Yok olur âlem, kalır sadece “O”nun adı… Nihâl.
Kayıt Tarihi : 30.12.2025 22:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!