Ey Nihâl!
Sen ki, geceye sırlanmış bir ayın gizemisin,
Tenimde yankılanan ilâhî bir nefessin.
Ruhumun karanlık dehlizlerinde yanan meşale,
Aşkın ateşiyle eriyen bir duyum ötesi hâle.
Gözlerinde kayboldum,
Bir atlasın sonsuz noktasında.
Her bakışın, yıldızları titreten bir dokunuş,
Her temasın, zamanı durduran bir kavrayış.
Dudakların, şarap küpünden dökülen ilk damla,
Bedene değil, öze işleyen bir iksir.
Dilin, susuz çölüme yağan ilk yağmur,
Toprağımda filizlenen kutsal bir sûr.
Seninle her nefes, bir zikrin ritmi,
Tenimde titreşen, evrenin kalp atışı.
Parmakların, bedenimin haritasını okurken,
Ruhum, göğün yedinci katında uçuyor.
Bu aşk, sadece iki tenin buluşması değil,
İki ruhun sonsuzlukta eriyişi.
Sen Nihâl'sin, ben senin dervişin,
Hikmetli yolculuğumuz, aşkın ta kendisi.
Ey Nihâl!
Seninle her an, bir şiirin mısrası,
Her dokunuş, bir âlemin kapısı.
Bu tutku, zarafetle yoğrulmuş,
Derin ve erotik bir ilâhî ahenk.
Bedenlerimiz, iki nehrin kavuşması,
Ruhlarımız, bir okyanusun derinliği.
Bu aşk, duyum ötesi bir yolculuk,
Sen Nihâl'sin, ben senin yolcusu.
Kayıt Tarihi : 30.12.2025 22:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!